Siz Güç Yetirebilir misiniz?

İBRAHİM BİN EDHEM HAZRETLERİNDEN NASİHATLER:

İbrahim bin Edhem Hazretleri, günahının çok olduğundan bahsederek kendisinden nasihat isteyen bir zâta şöyle buyurdu: Altı şeyi kabul edip yaparsan, hiçbir işin sana zarar vermez. Dünyada ve âhirette rahat edersin:

“Allâhü Teâlâ’ya isyan edeceğin zaman, onun mülkünden çık.” Adam, “Bu nasıl mümkün olabilir? Doğudan batıya, kuzeyden güneye, toprağın altından arşın üstüne her yer, Allâhü Teâlâ’nın mülküdür.” dedi. İbrahim bin Edhem Hazretleri, “Hem onun mülkünde duracaksın hem de ona âsî mi olacaksın!” buyurdu.

“Günah işleyeceğin zaman Hz. Allah’tan rızık talep etme.” Adam, “Bu nasıl olabilir? Âlemde herkesin rızkını veren odur.” dedi. İbrahim bin Edhem Hazretleri, “Hem onun rızkından yiyeceksin hem de günah mı işleyeceksin!” buyurdu.

“Ona isyan edeceğin zaman Allâhü Teâlâ’nın seni göremeyeceği bir yer bul.” Adam, “Nasıl olur? Yeryüzündeki ve gökyüzündeki hiçbir şey Allâhü Teâlâ’dan gizli kalamaz. O, zihinlerde ve sadırlarda gizli olan her şeyi de bilir.” dedi. İbrahim bin Edhem, “Hem onun mülkünde yaşayacaksın, onun nimetlerinden yiyeceksin hem de onun huzurunda günah mı işleyeceksin!” buyurdu.

“Azrâil (a.s.), ruhunu almaya geldiği zaman tevbe etmek için, izin iste.” Adam, “Bunu nasıl kabul eder?” dedi. İbrahim bin Edhem Hazretleri, “Madem ondan müsaade almaya kuvvetin yok, o zaman o sana gelmeden, içinde bulunduğun fırsatı ganimet bil ve tevbe et ” dedi.

“Münker ve Nekir isimli melekler, kabir suali için sana geldiğinde onları yanından uzaklaştır ki seni imtihan edemesinler.” Adam, “Buna gücüm yetmez.” dedi. İbrahim bin Edhem, “Öyleyse cevap verebilmek için hazırlıklı ol.” buyurdu.

“Kıyamet günü bir münâdî, ‘Bir fırka cennette, bir fırka cehennemdedir.’ diye seslenince ve sen de cehennemlikler arasında olursan sakın onlar ile beraber cehenneme doğru gitme.” Adam, “Buna nasıl güç yetireyim?” dedi. Ve derhal günahlarından tevbe etti. Ölünceye kadar da tevbesinden vazgeçmedi.

Allâhü Teâlâ, bizlere de böyle nasûh tevbe nasip eylesin. 

/ FAZİLET TAKVİMİ 26 Temmuz 2021, Pazartesi

Kurban Bayramınız Mübarek Olsun.



Mü’minlerin Ahiretteki Bayramları

Allah’ın emrine uyarak hareket edenler sadece dünyada değil âhirette de saadetli ve sevinçli günlere kavuşacaklardır: Mü’min, bu fani hayata Ehl-i Sünnet îtikâdı ile veda ettiği gün âhiret bayramlarının ilkini kutlayacaktır. Kabre girerek Münker ve Nekir meleklerinin sorularını cevaplandırdığı, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna gelerek dünyada yaptıklarının hesabını vermek sûretiyle mizan başında sevabının ağır geldiği, sırat köprüsünü geçerek cennete girdiği ve nihayet nimet ve lezzetlerin en büyüğü olan Allah’ın Cemalini görme bahtiyarlığına erdiği gün de onun bayram günleri olacaktır.

Yılda iki bayram vardır: Birisine ıyd-ı fıtır yani Ramazan bayramı, diğerine ıyd-ı adhâ yani kurban bayramı derler.

Her mü’minin bu bayram gecelerini mümkün olabildiği kadar zikir, fikir, tesbih, dua ve diğer taat ile ihya etmesi islam âdâbındandır. Nitekim hadis-i şerifte:

“Kim Ramazan ve Kurban Bayramı gecelerini karşılığını sadece Allâh’tan bekleyerek (namaz, duâ ve zikirle) ihyâ ederse, kalblerin öldüğü günde onun kalbi ölmez.””, buyurulmuştur.

En’am suresinin 122. ayeti (*) kerimesinde meyyit’ten murat küfür ve hay’den murat iman’dır diye tefsir olunmuştur.

Bu mânâya göre, bayram gecelerini ihya eden kimselerin kalpleri ölmez demektir. O kimseler, ahirete iman ile giderler demektir ki, bu en büyük bir hüsn-ü hâtime müjdesine delâlet etmektedir.

Mecmâ’ul Âdâb
Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi

Salah Bilici Kitabevi

(*) 122- Ölü iken hidayetle dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir. (En’am suresi)

***

Allah’ın emrine uyarak hareket edenler sadece dünyada değil âhirette de saadetli ve sevinçli günlere kavuşacaklardır: Mü’min, bu fani hayata Ehl-i sünnet itikadı ile veda ettiği gün âhiret bayramlarının ilkini kutlayacaktır. Kabre girerek Münker ve Nekir meleklerinin sorularını cevaplandırdığı, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna gelerek dünyada yaptıklarının hesabını vermek sûretiyle mizan başında sevabının ağır geldiği, sırat köprüsünü geçerek cennete girdiği ve nihayet nimet ve lezzetlerin en büyüğü olan Allah’ın Cemalini görme bahtiyarlığına erdiği gün de onun bayram günleri olacaktır.

***

BAYRAMIN FAZİLETİ

Sevval Ayi’nin ilk günü olan Ramazan Bayrami Günü ile Zühicce’nin onuncu günü olan Kurban Bayrami Günü’ne bu ismin verilmesinin bir kac sebebi ileri sürülür. Birinci görüse göre, mü’minler bu günlerde gerek Ramazan Orucunu bitirerek Sevval ayindan alti gün oruç tutmaya yönelerek, gerekse farz olan hacc’i edâ edip Peygamber imizin ziyaretine yönelerek Allah’a (C.C.) karsi ibadet etmekten Peygamber imize hürmet etmeye dönerler.

Ikinci görüse göre, bayramlarin her yil tekerrür etmelerinden dolayidir. Çünkü görüse göre, bu ismin sebebi. Allah’in bu günlerdeki iyilik ve bagislarinin bollugudur. Diger bir görüse göre de, bu günlerin gelmesi ile ortaliga sevine ve nese geldigi için bu günler, bu adi almislardir.

Peygamber imizin kildigi ilk bayram namazi. Hicretin ikinci yilina restlayan bir Ramazan Bayrami Namazi’dir. Bundan sonra Peygamber imiz Bayram Namazi’ni devamli kildigi için, sünnet-i müekkede’dir.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Bayramlarinizi tekbirler ile senlendiriniz.»

«— Kim bayram günü üç yüz kere «sübhanellahu ve bihamdihi» der ve sevabini ölmüs müslümanlara bagislarsa, her müslüman ölünün kabrine bin nûr iner ölünce Allah kendi mezarina da bin nûr gönderir.»

Vehb Ibni Münebbih buyuruyor ki; «Seytan her bayram günü öfkesinden inler. Etrafina toplanan yardakçilari «Seni öfkelendiren nedir, efendimiz» diye sorarlar. Seytan da onlara su cevabi verir. «Bu gün Allâh Muhammed (S.A.S) ümmetinin günahlarini afvetti Onlari mutlaka nefsi arzulara ve hazlara daldirarak oyalamalisiniz.»

Allah, Ramazan Bayrami Günü cenneti yaratti. Tûbâ agacini dikti, Cebrail’i. (A.S.) vahiy indirmek üzere vazifeiendirdi. Firavun büyücülerinin tevbesini kabul etti.»

Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor kh

«— Kim, önemini bilerek bayram gecesini ibâdet ile geçirirse, kalblerin öldügü gün onun kalbi diri kalir.»

Hz. Ömer. ogullarindan birini bayram günü sadece yirtik bir gömlek içinde görünce aglamaya baslar. Oglu ona «Niye agliyorsun» diye sorar.

Hz. Ömer ogluna «Yavrum, bayram günü seni çocuklar bu yirtik gömlekle görünce hayal kirikligina düseceginden çekiniyorum» diye cevap verir. Oglu da ona «Ancak Allah’in Rizâsi’ndan mahrum kalan veya ana – babasina âsi olanlar hayal kirikligina düserler. Ben ise senin hosnutlugun sayesinde Allah’in Rizasi’ni kazanacagimi umuyorum» diye cevap verir. Bunun üzerine Hz. Ömer gözyaslari içinde oglunu bagrina basar ve ona duâ eder.

Su beyitlerin sâiri, ne güzel söyler:

«Dediler ki; «yarin bayram, ne giyeceksin?»

Dedim ki, «Kuluna susayinca su sunan Allah’in bagisladigi
elbiseyi

Fakirlik ve sabir öyle iki elbisedir ki.

Onlarin arasinda barinan kalbin sahibi bayram ve Cum’âlari
görür.

Ey ümidim! Sen yoksan bayram matemdir bana.

Sen bana görünür veya sesini duyurursan, o zaman benim için
bayram var.

Bildirildigine göre. Ramazan Bayrami sabahi, Allah (C.C), Melekleri yeryüzüne indirir. Onlar sokak baslarina dikilerek insanlardan ve cinlerden baska her canlinin duydugu bir sesle söyle seslenirler.

«Ey Muhammed ümmeti! Büyük günahlari afveden ve bol bagislar sunan kerem sahibi. Rabb’inize çikin.»

Mü’minler namaza katilinca ulu Allah, meleklere «Vazifesini yapan isçinin karsiligi nedir» diye sorar. Melekler «Yaptigi isin mükâfatini almaktir.» diye cevap verirler. Bunun üzerine ulu Allah «Sizi sâhid tutarim ki, onlara mükâfat olarak rizami ve magfiretimi verdim.» buyurur.

Kaynak : http://kitap.mollacami.com/kalplerin-kesfi/bayramin-fazileti.html

Kurban Kesmekten Asıl Maksat

“Biz kurbanı (Tarihte peygamberine tabi olan) her ümmet için belli zaman ve yerde, yapılması gereken bir ibadet kıldık. Böyle yaptık ki, Allah’ın kendilerine rızık olarak bahşettiği (koyun–sığır–deve nev’ inden) küçük ve büyükbaş hayvanlardan Allah için kurban kessinler ve kesim esnasında Allah’ın adını ansınlar, onu zikretsinler diye. (İşte, ey  mü’minler!) İlâhınız, tek bir ilâhtır; öyleyse yalnızca O’na teslim olun. Ey Resûlüm, tam bir samimiyet ve mahviyetle Allah’a teslim olan müminleri müjdele.” Hac suresi 34

Bu Ayette buyrulduğu gibi kurban kesmekten asıl maksat Allah’ı zikirdir. Zira bizim varlık gayemiz Allah’ı bilmek, tanımak, ona kulluk edip yaklaşmaktan ibarettir.

Kurban vecibesi ile hiç alâkası olmayan insanlara Rabbimizin bir cevabı da şu şekildedir.

“Habibim söyle ki,şüphesiz benim namazım, kurbanım ve diğer ibadetlerim hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir. Onun ortağı yoktur” Enam.162

Efendimiz (S.A.V) ise Hz. Âişe (R.A.)’ın rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte  şöyle buyurmuştur:

 “Adem oğlu Kurban bayramı gününde kurban kesmekten daha sevimli bir işle Allah’a yaklaşabilmiş değildir. Kanını akıttığı hayvan, kıyamet günü, boynuzları, çatal tırnakları ve kılları ile Allah’ın huzuruna gelecektir.

 Akan kan yere düşmeden önce Yüce Allah katında yüksek bir makâma ulaşıp karşılık görür. Bu bakımdan kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesiniz.” Ahmed b.Hanbel Müsnet, 5,239

KURBAN

Kurbanın Dini Hükümleri

Bineksiz Kalmamak için….

KURBAN HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

KURBAN KESENİN ALDIĞI SEVAPLAR

Kurbanın Tarihçesi ve Önemi

Hz.İbrahim(A.S.)’in Rüyası ve Kurban Kıssası

Mübarek Gün ve Geceler(Terviye, Arefe ve Kurban Bayramı)’in Fazileti

Çok mübarek günler içerisindeyiz. Yarından sonra Terviye, pazartesi Arefe, salı günü de Bayramı idrak edeceğiz. İçerisinde bulunduğumuz günler, Hac ve Kurban ibadetlerinin bereketi ile Cenab-ı Hakkın rızasının ve Cennetinin kazanıldığı muazzam günlerdir.

Bu rahmet iklimi, bayrama yaklaştıkça bizleri daha çok sarmakta, Berekat-ı İlahiye, daha çok artmaktadır. Terviye; yani yarın gece ve Pazar gündüz, hemen arkasından gelen Arefe gecesi ve günü, ve nihayet günlerin en muazzamı buyrulan bayram gecesi ve günü, Cenabı Hakkın Rahmet, Mağfiret ve İkramlarının her daim arttığı günlerdir. Bu günlerdeki ilahi sırların büyüklüğünden dolayı,  ayeti kerimelerde;

”Fecr’e, yani sabah namazı vaktindeki esrarıma ve on gecedeki esrarıma yemin olsun.” buyrulmaktadır.

Bu kadar faziletten mahrum kalanlara ise sevgili Peygamberimiz (sas) üzüntülerini beyan ederek şöyle buyurur:

 “Zilhiccenin ilk on gününün ve gecelerinin faziletinden mahrum kalanlara yazıklar olsun. Hele bir de Arefe günü var ki  onun hayrı saymakla bitmez.” (Müsned)  “Terviye günü (yani arefe’den önceki gün) oruç tutup, günah söz söylemeyen Müslüman Cennete girer.”(Ramuz el ehadis)

Özellikle Arefe günü; Hacca giden müminlerin hac ibadetlerinin tasdik olduğu, dualarının kabul edildiği, günahlarının bağışlandığı o mübarek gün ve saatlerde mümkünse hem oruçlu olmalı, hem de ibadet hususunda gayreti artırmalıyız.                             

O günün manevi bereketinden daha çok istifade etmek için; Hacca gidemeyen Müslümanlara; Arefe günü öğle ile ikindi arası, kendini Arafat’ta kabul ederek Allah rızası için 2 rek’at namaz kılmak tavsiye edilir.

 Namazda; Her rek’atte;

 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 „Kul yâ eyyühel-kâfirun…“, 10 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namazda sonra:11 veya 70,istiğfar,tevhit, tekbir ile okunan hususi tesbih ve namazın niyeti, takvimlerde ve dua kitaplarında mevcuttur.

Arefe günü sabah namazından, bayramın 4’üncü günü ikindi namazına kadar, bütün farz namazlarının arkasından teşrik tekbirleri getirmek, kadın-erkek her mükellefe vâciptir.

 (Bu günlerin fazileti hakkında Hadisi şeriflerde şöyle müjdelenir:

Arefe gününün orucu, Allaha karşı hüsn-ü zannım odur ki bir önceki senenin ve bir sonraki senenin olmak üzere iki senelik günahı örter.”

 “Kim arefe gününde Hz.Allah’ tan dünyâ ve âhirete âit bir ihtiyacını isterse, Hz. Allâh onu yerine getirir.” )

(“Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz. Bunlar: Ramazan ve Kurban Bayramı geceleri, Berat Gecesi ve Arefe Gecesi.“) (İsfehani )

(“Şeytanın arefe gününden başka hiçbir günde daha zelîl, daha hakîr, daha küçük ve daha öfkeli görüldüğü olmamıştır. Bu,arefe gününde Hz. Allâh’ın rahmetinin(çok) inmesinden ve Allah’ın günâhları bağışlamasındandır.

Bir de Bedir Muhârebesi’nde böyle görülmüştür. Çünkü şeytan o zaman, Cebrâil  Aleyhisselam’ı  (düşmana karşı) melekleri saf yaparken görmüştü.”)

Başka bir  hadisi şerifte şöyle müjdelenmiştir:“Arefe günü kadar Cenabı Hakkın kullarını Cehennem’ den azat ettiği başka bir gün yoktur.”

Bu günleri iyi değerlendirmeliyiz. Başta kendimiz, aile fertlerimiz ve tüm İslam âleminin hidayet üzere devamı için, içerisinde bulunduğumuz devrin fitnelerinden korunmak ve ayaklarımızın kaymaması için Cenabı Hakka daha çok yönelmeli, ibadet ve duaya daha çok sarılmalıyız.                    

Bu günlerin sonunda ise müminler için büyük bir kurtuluş ve bayram geliyor.

İşte bu bayrama da en güzel bir teslimiyet ile hazırlanmalıyız. Bu günlerin en hususi ibadeti, Kurban’dır. Kurbanın maddi ve manevi bereketinden kendimiz, aile fertlerimiz ve çoluk çocuğumuzun istifade etmesi için çalışmalıyız. Ailemiz, çocuklarımız hatta geçmişlerimiz için verilecek en büyük sadaka onlar için de kurban kesmektir.

Bu hususta gösterilen her gayret ve fedakârlık ibadettir.

Başka zaman verilecek hiçbir sadaka bunun yerini tutamaz.

Cenab-ı Hakk, Kurbanlıkların tüyleri adince günahları affedip, onun yerine sevap ve dereceler ihsan edecektir.

Ne mutlu, zilhicce ve kurbandaki büyük tecelliyat ile maddi ve manevi kurtuluşa erenlere…

Uğursuz, nursuz ve talihsiz bir gün

Karı koca arasında bir tartışma çıkar ve büyür.
Koca: Seni boşuyorum ve seni ancak bir uğursuz, nursuz ve talihsiz bir günde nikahıma alırım, der.
Eşi ağlayarak babası evine gider. Koca; Sakinlesince pişmanlık duyar ve köy hocasına gider.
Meseleyi ona anlatır, hoca: ben buna fetva veremem, nerden böyle bir gün bulacağız?
Şehrin müftüsüne git, der.
Ertesi gün geç kalkar ve şehrin yolunu tutar, Müftüye derdini anlatır. Müftü’den de aynı cevabı alır.
Böyle bir günü nasıl bulacağız? Der.
Müftülükten çıkar, çarşıda bir dükkanın yanında uzunca oturur.
Dükkan sahibi derdini sorar, o da her şeyi anlatınca, ona der ki;
-“Şu fakir, saçı dağınık ve bakımsız adama derdinin çaresini sor” der..
O da umutsuz bir şekilde gider ve derdini ona anlatır, fakirde:
-“Sabah namazını kıldın mı? diye sorar.
-Koca: “Geç kalktım kılamadım” der. –
Bu gün anne ve babanı sordun mu? veya onlara dua ettin mi?
-Koca: Şehre geldiğim için zaman bulamadım.
Bu gün Kur’an okudun mu? diye sorar.
-Koca: Vakit bulamadım, okuyamadım, diye cevap verince.
-Adam: Git hanımını al, sabah namazı kılınmayan, anne ve babası sorulmayan onlara dua edilmeyen ve Kur’an okunmaya bir günden daha uğursuz, nursuz ve talihsiz bir gün
var mı? der.
Şimdi bu soruları bir-bir özümüze soralım.
-Sabah namazını vaktinde kıldıkmı?
-Ana-Baba sağ ise hal-hatır sorduk mu?
-Öldü iseler dua ettikmi?
-Her gün hiç değilse iki sayfa Kur’an okudukmu?
İşte bu mutlu, bahtiyar ve mes’ud başlayan bir gündür.
Aksi olursa onun adını koymak zor değil…
Her şey Kur’an ve Sünnete uygun olsun gerisi boş…

KARI KOCA NASIL GEÇİNİR? BİR DELİYE BİR VELİ ROLÜ Tıklayınız.

KURBANIN HER BİR UZVU, SAHİBİNİN HERBİR UZVU’NUN ATEŞTEN FİDYESİDİR”

Efendimiz (s.a.v) birgün çok güzel ve boynuzlu bir Koç kurban etti ve buyurdu ki;
“Allah’tan başka ilah yoktur (Allahu Ekber!) benim cidden namazım, ibadetlerim, hayatım, Ölümüm, hep alemlerin Rabbi olan Allah içindir. Şerîki/ortağı yoktur Onun. Ben bununla emrolundum ve ben müslimlerin evveliyim.”
Sonra kurbanı kesti ve buyurdu;
“Bunun kılı ve yünü, benim kılımın ateşten fidyesi dir. Bunun derisi, benim derimin ateşten (kurtuluşuna) fidyedir.
Bunun kanı,benim kanımın ateşten fidyesidir.
Bunun eti Benim etim in ateşten (kurtuluşuna) fidyedir.
Bunun kemikleri, benim kemiklerimin ateşten (kurtuluşuna) fidyedir.
Bunun damarları benim damarlarımın ateşten (kurtuluşuna) fidyedir.”
Sordular:
Yâ Resülallah (s.a.v) Afiyetler olsun Bu sadece size mi mahsustur?
Efendimiz (s.a.v) buyurdu: “Hayır! Bu bütün ümmetim içindir. Tâ Kıyamet saatine kadar yeryüzüne gelecek olan bütün ümmetime mahsustur.
Bunu Cebrail (a.s) Allahü Teala azze ve celle Hazretleri’nden bana haber verdi buyurdular.
(Ruhul Beyan tercümesi cilt: 8 sayfa 35 – 36)

Kurbanın Dini Hükümleri

Bineksiz Kalmamak için….

KURBAN HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

KURBAN KESENİN ALDIĞI SEVAPLAR

Kurbanın Tarihçesi ve Önemi

Hz.İbrahim(A.S.)’in Rüyası ve Kurban Kıssası

KURBAN

Âlemlerin Rabb’i Allah’a hamdolsun.  Resûlüne, Âl ve Ashâb’ına salât ü selâm olsun

KURBAN: Kulluk borcunu ödemek niyetiyle vakti içinde kurbanlık hayvanı kesmektir.

Müslüman, hür, mukîm ve dînen zengin sayılan erkek ve kadına her sene kurban kesmek vâciptir.

Kurbandan maksat, dünyada vâcip olan borcun ödenmesi, âhirette fazl-ı Îlâhî ile sevaba kavuşmaktır.

Kurbanı diri olarak hayra vermek veya kurban yerine parasını sadaka vermek câiz değildir. Borcu ödenmez.

* * *

SEFERÎ İÇİN KURBAN

Seferde olan kimseye kurban vâcip değildir. Seyâhate çıkıp da “Kurbanı falan yerde keserim,” diyenin kestiği kurban nâfile olur. münâsip olan, kurbanı oturduğu yerde kesmektir. Sonra dilediği yere gider.

Hacılar da seferîdir. Hacc-ı Kıran ve hacc-ı temettû yapanların kurbanları vâcip olarak orada teşekküren kesilir. Diğer hacıların orada kesmesi, nâfile ve müstahap olur.

KURBANDA NİSÂB

Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla 20 miskal (96 gram 22 ayar) altın veya 200 dirhem (640 gram) gümüş veya bunların kıymetinde parası, ticâret malı olan kimseye kurban kesmek vâciptir.

Kurban kesmek için bu servette nemâ (çoğalmak) ve üzerinden bir sene geçmek şart değildir. Bayramın üçüncü günü de nisâba mâlik olsa kurban kesmek vâcip olur.

* * *

ASLÎ İHTİYAÇLAR

Oturacak ev ve döşemesine yetecek eşya.

Binek, (hayvan, bisiklet, motosiklet, otomobil vb.)

Bir adet silâh.

İş elbisesi, günlük elbise ve bayramlık olmak üzere üç kat giyecek.

Kendisine ve bakımı üzerine vâcip olan kimselere bir sene yetecek nafaka.

Çift sürmede kullanılan bir çift hayvan (at. Katır, manda öküz vb. veya bir traktör) ile zirâat âletleri.

Sanatkârın âletleri.

Her eserden bir takım, kitaplar. (Okumasını bilmeyenlerin elinde bulunan kitaplar, bu hükmün dışında olup kurban nisâbına dahildir.)

* * *

KURBANLIK HAYVANLAR

Kurban dört cins hayvandan olur. Koyun, keçi, sığır ve deve. Manda sığır cinsine dahildir.

Şartları: ehlî, belirli bir yaşa ulaşmış ve ayıpsız olmak lâzımdır.

Vahşî sığır, ehlîleştirilmiş olsa da, kurban olmaz. Ehlî iken sonradan vahşîleşen kurban olur.

Devenin beş seneliği, sığır ve mandanın iki seneliği, koyun ve keçinin bir seneliği kurban olur. altı ayını dolduran kuzu, anası kadar gösterişli ise kurban olur. oğlak yaşını doldurmadıkça kurban olmaz.

Koyun ve keçi ne kadar büyük olsa da bir kişi için kurban olur. deve, sığır ve manda yedi kişiye kadar kurban edilebilir. Yedi kişiden biri kurban, ikinci adak, üçüncü akîka, dördüncü Peygamberimize veya üstazı, hocası, babası,  vâlidesi veya akrabasından biri için, beşinci Harem’de avlanma cezası için, altıncı hediye, yedinci nâfile kurbana niyet etseler Hanefî mezhebince câizdir. İçlerinden biri etlik veya ticâret için iştirak ederse veya hiç niyet etmezse, hepsinin kurbanı hederdir. (kabul olunmaz.)

Kurbanı alamadan önce iştirak etmek evlâ; sonradan iştirak mekruhtur.

Kurbana iştirak eden bütün ortakların “Kurban, ibâdet ve sevabına” niyet etmeleri ve ortakların hisselerinin eşit olması şarttır. (Mülteka)

* * *

EFDAL OLAN KURBAN

Eti çok ve pahası yüksek olandır.

Gözleri, karnı, ayakları ve göğsü siyah olan koyunu kurban etmek övülmüş ve ziyâdesiyle efdal görülmüştür.

Sığırın dişisi, koyun ve keçinin erkeği efdaldir.

* * *

KURBAN EDİLMESİ CÂİZ

OLAN HAYVANLAR

Kurbanın boynuzlu, boynuzsuz, boynuzu biraz kırık veya husyeleri buruk olması kurban edilmesine mânî değildir.

* * *

KURBAN EDİLMESİ CÂİZ

OLMAYAN HAYVANLAR

– Bir veya iki gözü kör,

– Görme hassasının çoğu gitmiş,

– Ayağı kırık,

– Kesileceği yere yürüyemeyecek kadar topal,

– Ölüm hastası,

– Dilinin veya kulağının veya burnunun veya kuyruğunun veya tenasül uzvunun çoğu kopmuş,

– Dilsiz doğmuş, kulaksız doğmuş,

– Dişlerinin çoğu dökülmüş,

– Meme uçlarının çoğu kopmuş,

(Koyun ve keçinin birer memesi, sığırın iki memesi kesilmişse)

– Zayıf ve uyuz,

– Kan işeyen.

Bu gibi özürler bulunan hayvan kurban olmaz.

Yavrulaması yakın olan hayvanı kesmek mekruhtur.

Eğer kurban alındıktan sonra, böyle bir özür hâsıl olursa, zengin olan başkasının kurban eder. Fakire kurban vâcip olmadığından alırken  dahî ayıplı olsa onu kesmesi kafidir.

* * *

Kurbanı kesmeden önce tüylerini kırpmak, sütünden istifâde etmek mekruhtur. Tüylerini kırpmışsa, tasadduk eder.

Hayvanı kesileceği yere sürüyerek götürmek mekruhtur.

Diri hayvanın bir uzvunu kesip yemek, haramdır.

* * *

 KURBAN KESME VAKTİ

*Şehirlerde bayram namazından sonra; göçebeler, köydekiler, yani bayram namazı kılmak vâcip olmayan  yerde oturanlar şafak söktükten sonra keserler.

*Kurbanı bayramın ilk günü kesmek efdaldir. Gece kesmek mekruhtur.

*Kurban başka bir yerde (vekâleten kesilecek)se, kurbanın kesildiği yerdeki vakte itibar edilir.

*Üst üste üç günün her birinde başka başka kurban kesilebilir.

KURBANI KİM KESER?

*Erkek – kadın, elinden gelen kendi kesmeli… elinden gelmemek erkek için ayıptır.

Kendisi kesemiyorsa, yanında bulunur, güzel niyet eder başkasına kestirir. Kitap ehli olan Hıristiyan’a veya Yahûdi’ye kestirmek mekruhtur.

Peygamberimiz S.A.V., Vedâ Haccı’nda yüz deve kurban ettiler. Kendi yaşları olan altmış üç adedini bizzat kesmişler, otuz yedisini Hz. Ali’ye kestirmiştir.

*Müslüman kadın, erkek, genç, yaşlı (bunamış da olsa), hayızlı, cünüp, abraş (alaca hastalığı olan) kimselerin kestiği helâldir.

*Kitap ehli olan, dilsiz ve sünnetsiz olanların kestikleri mekruhtur.

*Dinsiz, Mecûsi, puta tapan, mürted, cebriye, İncil’i kasten değiştiren Hıristiyan, Besmeleyi kasten terk eden kimselerin kestiği helâl olmaz.

* * *

İKİ KİMSE YANLIŞLIKLA BİRBİRİNİN KURBANINI KESSE

Kesilen hayvan kesenin kurbanı olmak üzere câizdir. tazmin icâp etmez. Eğer mevcut iseler her biri kestiği kurbanı alır, yenmesine mânî hal yoksa, helallaşırlar. Eğer aralarında ihtilâf olursa, her biri diğerine etin kıymetini öder. Para artarsa tasadduk edilir.

Bir kimse başkasına âit kurbanı izinsiz olarak kesse ve kendisi için niyet etse, kurban sâhibine âit olur.

* * *

KURBAN KESME USÛLÜ

Koyun, keçi, ve sığır eziyet vermeden sol tarafı üzerine kıbleye karşı yatırılır. Ayaklarından üçü bağlanır, üstte kalan sağ arka bacağı bağlanmaz. Sığırın dört ayağını da bağlamakta beis yoktur.

Deve ayakta iken kurban edilir. Sol ön ayağını bağlayarak yıkmak da câizdir.

A–Niyet:

Kurban kesen:

Yâ Rabb’î, niyet eyledim rızâ-i şerifin için kurban kesmeye…

 Şu vücûdum çok kabahat ve günahlar işledi. Bunu sana kurban etmem lâzım. Lâkin sen haram kıldın. Bu günahkâr vücûduma bedel olmak üzere bu kurbanı kesiyorum. Kabul buyur,” diye niyet eder.

Kurban vekâleten kesilecekse, vekil olan, “Sahibinin niyetine” diye niyetlenir.

Bir kimse kendisine bırakılan kurbanı sahibinin izni olmadan kesse, bunu ödemesi icap etmediği gibi, sahibinden de kurban borcu düşer. Çünkü buna delâlet yoluyla izin verilmiştir. (Büyük İslâm İlmihâli)

Kurban, üç tekbir getiripBismillâhi Allahü Ekber diyerek kesilir.

B-Kurban Kesmek:

*Boğazın iki tarafındaki “vedec” denilen iki büyük damarla, nefes ve yemek içmek borusunu kesmektir.

Bu dördün üçü kesilse hayvan helâl olur. (Mülteka)

Kezâ, yemek ve nefes boruları kesilse ve şah damarlarının ekserîsi de kesilmiş olsa, helâldir.

* Bıçak bilemeyi ve boğazlamayı başka bir hayvana göstermek mekruhtur. (Dürrü Muhtar)

*Bıçak kesmezse, hayvan yaralı beklerken bilemek haramdır. (Vahdetî)

*Kör bıçakla kesmeye uğraşmak, hemen murdar iliği kesmek, ensesinden kesmek, hayvanı lüzumsuz incitmek, canı çıkmadan yüzmeye başlamak veya kelleyi gövdeden ayırmak, hayvanı kıbleye çevirmeden kesmek mekruhtur.

*Kesilmeden ölen hayvan murdar olduğu gibi, boğulan, başı koparılan, beynine tokmak vurarak öldürülen, veya kulak tozuna şiş saplanarak öldürülen hayvanlar da murdardır.

Bir yerden yuvarlanan veya bir hayvanla süsleşerek veya kurt parçalayarak ölen hayvan murdar olur. ölmeden yetişip kesilmedikçe yenmez.

Hasta hayvan kesildiğinde hareket eder yahut kan akarsa yenir. Bu iki alâmetten biri olmaz ve keserken canlı olduğu bilinmezse yenmez.

Kurban murdar olunca eti yenmez, kurban borcu da ödenmiş olmaz.

Alınan kurban, kesilmeden ölürse, zengin tekrar alıp keser. Fakirse lâzım gelmez.

* * *

KURBAN KAYBOLUR VEYA ÇALINIRSA?

Yerine başkası kesildikten sonra da bulunsa, fakir onu da keser. Çünkü nâfile kendisine vâcip olmuştur. Zenginse, kestiği kurban yeter.

* * *

KURBANDAN CANLI YAVRU ÇIKARSA?

O da kesilip yenir. Ölü çıkarsa yenmez.

* * *

KURBAN, GÜNÜNDE KESİLMEZSE?

Vâcip olan veya nezir edilen kurban, vakti içinde kesilmez de, elde kalır, günü geçerse, aynen ve tamamen tasadduk edilir. Ölmüşse, kıymeti tasadduk edilir, gelecek seneye bırakılmaz.

* * *

KURBAN KESİLDİKTEN SONRA

İki rekât teşekkür namazı kılınır. Fatihadan sonra, birinci rekâtta İnnâ A’taynâ, ikincide, İhlâs-ı Şerif okunur.

* * *

KURBAN KESEMEYENLERİN İBÂDETİ

Mâlî durumu kurban kesmeye müsâit olmayanlar, Bayramın birinci günü öğleden sonra iki rekâtta selâm vererek altı rekât namaz kılar.

Niyet:

Yâ Rabb’î, âciz kulun kurban kesemedi. Şu vücûdumu huzurunda yere sererek kurban ediyorum. Beni de kurban kesenlerden eyle!

Birinci rekâtta: 1 Fâtiha, 1 İhlâs-ı Şerif

İkinci de: 1 Fâtiha, 1 İnnâ A’taynâ

Üçüncü de: 1 Fâtiha, 1 Kul Yâ eyyühel kâfirûn

Dördüncü de: 1 Fâtiha, 1 İhlâs-ı Şerif

Beşinci de: 1 Fâtiha, 1 Felâk sûresi

Altıncı da: 1 Fâtiha, 1 Nâs Sûresi okunur.

* * *

KURBANIN ORTAKLAR

ARASINDA TAKSİMİ

Ortak kurbanın etini tahmînî olarak, göz kararı ile taksim etmek câiz değildir; taksim, mutlaka tartarak yapılmalı; helâlleşmek kâfi gelmez. (Zâhire)

Etle beraber derisi, ayakları, başı, ciğeri, yağları, hülâsa her çeşit uzvundan eşit seviyede paylaşılırsa, tahmînî olarak taksim câiz olur. (Kadıhan)

Ortaklar eti taksim etmeden pişirip yiyebilirler.

*  *  *

KURBANIN ETİ

Nezir dışında, kesilen kurban etinden sahibi zengin de olsa, yiyebileceği gibi, fakir olmayanlara da yedirip dağıtabilir. (Büyük İslâm İlmihâli, S. 419, Madde 27)

Kurbanın eti üçe taksim edilerek bir kısmını çoluk çocuğu ile yer, bir kısmı eşe dosta yedirilir veya dağıtılır, bir kısmı da fakirlere verilir.

Âilesi kalabalık olup fazla varlıklı olmayanların tasadduk etmeyip çoluk çocuğuna yedirmesi müstahaptır. (Hülâsa)

Bu hükümler, avama göredir. Havas, kestikleri kurbanın etinden sadece iftar eder, kalan kısmı sadaka olarak dağıtırlar.

Bir görüşe göre de fakir, kestiği kurbanın etinden yiyemez; tahrîmen mekruhtur. Bazı âlimler “Nezir gibidir” dediler. (Büyük İslâm İlmihali, S.419, Madde 27)

Bazı âlimler “Diliyle nezir etmedikçe yer” dediler. (Hülâsa)

Kurban ortaklarından biri kazaya, biri edâya niyet etse, yenmez tasadduk edilir. (İbni Âbidîn)

Kurban eti satılmaz.

* * *

KURBANIN YENMEYEN YERLERİ

1-Kesildiğinde akan kan,

2-Tenâsül uzuvları,

3-Yumurtaları,

4-İdrar kesesi,

5-Öd kesesi,

6-Bezeler.

* * *

KURBAN DERİSİ

Deri aynen hayra verildiği gibi, satılıp parası da verilebilir.

En üstünü Dinimizin gelişip yayılması için vermektir.

Seccâde, dağarcık veya evde kullanılan demirbaş eşya yapılabilir, veya bir şeyle değiştirilebilir, denilmiş.

Yenen içilen bir şeyle değiştirilemez.

Kurban eti ve derisi, kesen kimseye emeği karşılığı olarak verilmez.

Satılıp parası alınmaz.

Aksi halde bedeli tasadduk edilir.

* * *

AKÎKA KURBANI

Yeni doğan çocuk için Cenâb-ı Hakk’a teşekküren kesilendir.

Bu kurban, çocuğun doğumundan bulûğuna kadar kesilebilir. Doğumun yedinci gününde kesmek efdaldir. O gün çocuğun başı tıraş edilip saçları ağırlığınca altın veya gümüş sadaka edilir.

Akîka kurbanı etinden sâhibi de, başkaları da yiyebilir. (Büyük İslâm İlmihali, S. 421)

* * *

ÖLMÜŞLER İÇİN KESİLEN KURBAN

Bir kimse kendi malından sevabını ölmüşlerine bağışlamak üzere kurban kesebilir. Bunu, diğer kurbanlar gibi bayram günlerinde kesmek vâciptir.

Mevtâ için kesilen kurban etinden sâhibi yiyebilir, fakat, mîras bırakanın emriyle ona kesilen kurban eti tamamen tasadduk edilir.

Kurbanın Dini Hükümleri

Bineksiz Kalmamak için….

KURBAN HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

KURBAN KESENİN ALDIĞI SEVAPLAR

Kurbanın Tarihçesi ve Önemi

Hz.İbrahim(A.S.)’in Rüyası ve Kurban Kıssası

Kurbanın Dini Hükümleri

Kurban; Hz. Allahın rızası için ibadet niyetiyle Kurban Bayramı günlerinde, Allah’ımızın adı anılarak belirli cins ve vasıflardaki hayvanların kesilmesidir.

Aslî ihtiyaçlarından fazla olarak 80,18 gram altın veya 640 gram gümüş veya buna muâdil paraya sahip olan kimseye Kurban vaciptir. Ancak altın ve gümüş değerleri  günümüzde birbirinden uzaklaştığı için zekatta altın, kurbanda ise gümüş nisabı tercih edilir. Ayrıca zekatta malın üreyici olması şart iken kurbanda bu şart  yoktur. Bu bakımdan kadın veya erkeklerin her birerleri buna sahip ise kurban keserler. Kurbanda akıllı ve baliğ olma şartı olmadığından, zengin olan çocuk ve deli  için de velileri kurban keserler.

Ayrıca İmkanı müsait olanların geçmişleri namına kurban kesmesi; başta sevgili peygamberimiz (sas) olmak üzere İslam büyükleri için,yani sevabını onlara bağışlayarak kurban kesilmesi güzeldir. Çünkü Efendimiz(sas) hem kendisi hem de kıyamete kadar gelecek ümmeti için yani bizler için her sene kurban kesmişlerdir. Bu kurbanın ehemmiyetini göstermektedir.

Hatta islâm büyükleri;

 “Bir kişiye kurban vâcib olmasa bile bir sene içerisinde taksitle kurban borcunu ödeyebilecek kişinin  kurban kesmesini” tavsiye buyurmuşlar,

 Ve “O böyle yapınca umulur ki Cenâb-ı Hak ona bir dahaki sefere kurban kesecek imkanı verir.” diye müjdelemişlerdir.

 Hal böyle iken taksitle birçok eşyaları alabildiği halde borçlarını bahane edip kurban kesmemek büyük bir mahrumiyettir.

kurbanEfendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur. “Kim imkan bulur da kurban kesmezse bizim namazgahımıza yaklaşmasın.”

Allah için kurban edilecek hayvan sağlıklı ve semiz olmalıdır. Onun için; her iki gözü veya bir gözü kör, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük, boynuzlarından bir veya ikisi kökünden kırık, kurban kesme mahalline yürüyemeyecek kadar topal veya hasta, kemikleri belli olacak şekilde zayıf, meme bezlerinde kopukluk olan, kulağının veya kuyruğunun çoğu olmayan hayvanlar kurban olmazlar.

En faziletlisi ise en semiz olanıdır. Bu hususta ne kadar cömert davranılsa yeridir. Hadis-i Şerifte şöyle buyrulur:

 “Kurbanların en faziletlisi, en pahalı ve en semîz olanıdır.” (Müsned)

 Diğer bir Hadis-i Şerifte ise şöyle buyrulur: “Allah katında kurbanlık hayvan için verilen paradan daha sevimli bir para yoktur.”

Demek ki burada mühim olan o fedakârlık ve teslimiyeti göstermektir.

Dikkat çekici bir diğer husus da; biraz sonra kesilecek olan bir hayvanda organların çoğunlukla tam olmasının lüzumudur. Kurbanlık besili bile olsa bazı organlarındaki noksanlık, kurban vasfına mani olmaktadır. Buradaki hikmeti düşünmeli, her azasının bizlere kefaret olduğunu unutmamalı, kurbanlarımıza hem hürmet göstermeli hem de takva üzere kesmeye dikkat etmeliyiz.

Ayet-i Kerimede şöyle buyrulur:

”Kurbanların ne etleri ne de kanları Allaha ulaşır.O’na ulaşan sizin takvanızdır” (Hac s.37)  

Kurbanlık hayvanların yaşı da çok mühimdir. Hicri sene, yani ay yılı itibarı ile; Koyun ve keçi bir seneyi, sığır iki seneyi, deve de beş seneyi doldurmuş olmalıdır. Koyun bir seneyi tam doldurmasa bile annesi kadar büyüdüyse kurban olur.

Keçi öyle değildir. Sığırda ise hicri olarak iki seneyi doldurup üçüncü seneden gün alma şartı vardır. Onun için çok dikkat etmek ve mutlaka bilen birinin yardımı ile almak icap eder. Çünkü, kestiğimiz kurbanların dinimizin emrettiği şartları taşıyıp taşımadığına dikkat etmek de bizim vazifemizdir. Ben aldım sorumluluk satıcıya aittir, demek hem kendimiz hem de satıcı için vebal olur.

Kurban için yapılan her türlü gayret ve çalışma ibadettir, derecedir, sevaptır.

Önümüzdeki günlerde zilhicce ayını idrak edeceğiz. Bu ayın birinden onuna kadar on mübarek gün ve gecedir. Gündüzleri oruç, geceleri ibadet, dua ve iltica ile geçirilmesi tavsiye edilir.

 Bu günleri iyi değerlendirmeli; hepimiz, maddi ve manevi müşkilatımızın halli için, gidilecek tek merci olan Cenabı Hakka daha çok yönelmeli, kulluk vecibelerimize ve duaya daha çok sarılmalıyız.

Bineksiz Kalmamak için….

KURBAN HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

KURBAN KESENİN ALDIĞI SEVAPLAR

Kurbanın Tarihçesi ve Önemi

Hz.İbrahim(A.S.)’in Rüyası ve Kurban Kıssası

Bineksiz Kalmamak için….

Hazreti Enes ve Hazreti Ali (radıyallahü anhüma) rivayet ettiler: Nebi aleyhisselam buyurdular ki:  “Müminler kabirlerinden kalktıkları zaman Rabbül alemiyn meleklere buyurur: Ey meleklerim benim kullarımı yayan götürmeyin. Onları kestikleri kurbanların üzerine bindirin.Çünkü benim kullarım dünyada bineklerle gitmeye alışıktırlar.Onların ilk yaratılmalarında babalarının sulbü onlar için bir binektir.Sonra analarının karnı, sonra meme emerken analarının kucağı sonra babalarının boynu onların bineğidir. Sonra karada at ve katır, denizde gemiler onların merkebidir. Öldükleri zaman din kardeşlerinin boyunları onların bineğidir. Şimdi de kabirlerinden kalktıkları zaman siz onları yürütmeyiniz buyurur. O zaman melekler onlara dünyada kestikleri kurbanları takdim ederler ve onlar da kurbanlarına binerler.”

Kaynak : Mekasidu’t-talibiyn Sayfa 365

KURBAN HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

KURBAN KESENİN ALDIĞI SEVAPLAR

Kurbanın Tarihçesi ve Önemi

Hz.İbrahim(A.S.)’in Rüyası ve Kurban Kıssası

KURBAN HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

“Âdemoğlu, Kurban Bayramı günü Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz.” (Sünen-i Tirmizî)

“Kim mal genişliği (imkân) bulur da kurban kesmezse sakın bizim mescidimize yaklaşmasın.” (Müsned-i Ahmed)

“Kim gönül hoşluğuyla ve sevap umarak kurbanını keserse, (bu kurban) o kimse için ateşten (koruyan) bir perde olur.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Kurbanların en hayırlısı boynuzlu koçtur. (İhya C.1 S.732)

Müjdeler olsun! Kurbanın derisindeki her tüy sayısınca size sevap, kanının her damlası kadar mükâfât vardır. (İhya C.1 S.742)

Kurban kesecek kimse, Zilhicce ayı girince kurbanın tüyünden  ve tırnağından bir şey kesmemelidir. (İhya C.1 S.552)

“Kurbanlarınızı kuvvetli ve kusursuz olanlarından seçiniz. Muhakkak onlar, Sırat üzerinde sizin bineklerinizdir.” (Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)

Kurbanlarınıza iyi bakın, zirâ onlar kıyâmet günü binitlerinizdir. (İhya C.1 S.756)

 “Kim kurbanının derisini satarsa, onun için (tam) kurban (sevâbı) yoktur.” ( Hâkim, el-Müstedrek)

 “Ademoğlu kurban kesme gününde Allah katında kan akıtmaktan daha sevimli bir amel işlememiştir. O kurban kıyamet günü boynuzları kılları ve tırnaklarıyla gelecektir. Kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında hemen kabul olunur. Bu sebeple kestiğiniz kurbanlardan dolayı sıkıntı değil gönlünüz hoş olsun.” (İbn Mâce, Edaha: 3)

“Rasûlullah (s.a.v.) boynuzlu alaca renkli iki koçu kendi eliyle keserek kurban etti. Besmele çekti, tekbir aldı ve keserken ayağını koçların sağ yanı üzerine koydu.” (Buhârî, Edâhî: 7; Müslim, Edâhî: 3)

“Topal hayvan, tek gözlü hayvan, hastalığı belli olan hayvan zayıf, ve cılız hayvanlar kurban edilmez.” (Ebû Dâvûd, Dahaya: 5; İbn Mâce, Edahî: 8 )

“Rasûlullah (s.a.v.), bize kurbanlık hayvan alırken göz ve kulağına dikkat etmemizi, kulağı, burnu kesik, boynuzu kırılmış hayvanlardan kurban kesmemeyi bize emretti.” (Ebû Dâvûd, Dahaya: 5; İbn Mâce, Dahaya: 8 )

Rasûlullah (s.a.v.), kırık boynuzlu ve kesik kulaklı hayvanın kurban edilmesini yasakladı.” (Nesâî, Dahaya: 12; Ebû Dâvûd, Dahaya: 5)

KURBAN KESENİN ALDIĞI SEVAPLAR

Kurbanın Tarihçesi ve Önemi

Hz.İbrahim(A.S.)’in Rüyası ve Kurban Kıssası