Kategori arşivi: İSLÂM BÜYÜKLERİ

BİR ÖĞÜT

İmâm-ı Azam rahimehullah, Ebû Yûsuf Hazretlerinin belirli bir rüşte erdiğini, ahlâkının kemâle erdiğini ve İnsanlara İlim öğretme arzusunda olduğunu gördüğü vakit, ona, şu vasiyetnâmede bulunmuştur. Ey Yakub (Ebû Yusuf Hazretlerinin asıl adı, Yâkub bin ibrâhim’dir. Ebû Yûsuf, künyesidir)! Evvela İlim tahsil et. Sonra helalinden mal edinirsin. Ondan sonra da evlenirsin. Zira İlim öğreneceğin vakit mal kazanmak için uğraşırsan, tahsilden aciz kalırsın. Kazanacağın mal, seni evlenmeye sevk eder, binaenaleyh tahsilden evvel ev ve aile İşlerini düzene koymak ve dünya İle meşgul olmakla vaktini zayi edersin. Ondan sonra aile fertlerinin çoğalmasıyla artık büsbütün İlim öğrenmeyi terk ederek onların İhtiyaçlarını karşılamaya muhtaç olursun.
İlim tahsiline gençlik vaktinde ve kalbin her türlü meşguliyetten boş İken çalış. Mal ve evlâd-ü ıyal (çoluk çocuk, ev halkı), kalbi meşgul eder.

(Kaynak: İmâm-ı Azam Ebû Hanife, Hayatı, İlmi Ciheti, Vasiyetleri Ve Menkıbeleri, Fazilet Neşriyat)

GÜZEL BİR HİKAYE (DELİ HÜSEYİN) Tıklayınız….

HAK’TAN KORKAN HALKTAN KORKMAZ

Şeyh Şâmil, İslâm dinini yaymak ve öğretmek için Dağıstan’da mücadele etmiş bir İslâm gazisidir. Halkın unuttuğu dînî hükümleri ve sünnet-i seniyyeyi ihyâ etmek, onlara öğretmek için mücadele etti. Aralarına yerleşen küfür âdetlerini kaldırmakla uğraştı. Halkı, din düşmanlarına yardım etmekten, onlarla dost olmaktan men ediyordu.

Dağıstan halkı, Rus ordusunun meyve vs. ihtiyaçlarını karşılıyor, onlar da mukabilinde yardım yapıyorlardı. Önce Gazi Muhammed, ondan sonra da Şeyh Şâmil, halka bunu yapmamalarını söylemişlerdi. Yine bir seferinde General Kilyoko, Rus ordusu için Kimrah köyünden, beş katır yükü üzüm çubuğu ve tatlı meyve fidanı göndermelerini talep etmişti. Beldenin ileri gelenleri, meseleyi istişare için toplandılar. İmâm Şâmil o mecli geldiğinde, oradakilerin bunları gönderme arzusunda olduklarını gördü. Onlara, “Biz, ‘Bunları beldemizden gönderelim.’ yahut ‘Göndermeyelim.’ dediğimizde bu kararımıza uymayan çıkar mı?” diye sordu, “Hayır” dediler. Onlara şöyle dedi: “Öyleyse din düşmanlarına böyle yardımlar yapmamalıyız. Çünkü kötü bir âdet olarak kalabilir ve ilelebed böyle devam eder. Hadîs-i şerîfte, ‘Müjdeler olsun o kimseye ki kendisi vefat ettiğinde günahları da onunla birlikte kesilir. Yazıklar olsun o kimseye ki kendisi ölür de günahları yaşamaya (işlenilmeye) devam eder buyurulmuştur. Benim bu husûsta görüşüm şudur: Siz ona şimdilik, ‘Sen bizim bağlarımızı ve ağaçlarımızı kesmiştin, geriye bıraktıkların da kurudu. Bu sene göndermemiz mümkün olmaz. Bu sene başkalarından iste, önümüzdeki sene yeniden yeşerdiğinde bakalım’ deyin. Umulur ki Hazret-i Allah o vakte kadar bir çaresini yaratır.” Onlar buna karşı sükût ettiler, razı olmadılar. İmâm Şâmil, onlara kızıp oradan ayrıldı.

Din düşmanlarına yardım eden ve dinin cihâd emrini tutmayıp dünyaya tamah eden o topluluktan ve evlatlarından iki sene içinde neredeyse hiçbir fert kalmadı. Rusların taarruzlarından dolayı evleri yandı, ocakları söndü. İmâm Şâmil ise din uğrunda cihâd ettiğinden dünya ona boyun eğdi, ömrü de uzun oldu. Hattâ Kimrah köyü üç defa yakıldığı hâlde İmâm Şâmil’in evi hiç yanmadı. Hâlbuki onun evini yakmak için husûsiyle çalışmışlardı.

Kaynak : 16 Şubat 2022 Fazilet Takvimi