Kategori arşivi: KUR’AN-I KERİM

İmam mı hırsız? Kur’an-ı Kerim mi öksüz?

Anadolu’nun bir köyünde, köylü tarafından çok sevilen bir imam varmış.

Ramazan-ı Şerif geldiğinde köylüye mukabele okur, vaz-u nasihat edermiş. Köylü de hocasına sahip çıkıp, her akşam bir hane onu iftara davet edermiş. Yine bir akşam imam bir eve müsafir olmuş. Sofralar kurulmuş, iftarlar yapılmış. Ama ev sahibi masanın üstündeki parayı yerinde bulamayınca imam hakkında ki düşüncelerini değiştirmiş. Ve sene içerisinde imamla hiç konuşmamış.

Gel zaman git zaman diğer Ramazan-ı Şerif gelip köylü bu adeti tekrar yapınca sıra buna da gelmiş. Utancından

– “Ben imamı yemeğe almayacağım.” diyememiş. Akşam olmuş, sofralar kurulmuş, iftarlar yapılmış. Köylü dayanamayıp imama :

-“Hocam sana hiç yakıştıramadım. İhtiyacın varsa bile söyleseydin, parayı alıp gitmekte ne oluyor?” deyince imam meseleyi anlamış. Ve köylüye dönerek :

-“O akşam çok rüzgar vardı. Paralar uçup camdan çıkmasın diye, parayı şu duvarda asılı Kur’an-ı Kerim’in kılıfının cebine koydum. Yoksa siz geçen Ramazan-ı Şerif’ten beri o Kur’an-ı Kerim’e hiç el sürmediniz mi?” Şimdi söyleyin bakalım. İmam mı hırsız? Kur’an mı öksüz ?!…

İnşaallah bizler Kur’an-ı Kerimi öksüz bırakanlardan olmayıp 1 veya daha üstü kendimiz hatim eden, mukabeleleri takip edenlerdenizdir.

Kıymetli kardeşlerim!

Hazret-i Kur’an sadece Ramazan-ı Şerif ayında okunmaz. O bizim en iyi dostumuz, kabirde ki ışığımızdır.

Yalnız ve karanlıkta kalmamak onunla arkadaşlığımız nisbetindedir.

Onun için gelin bu kıssadan hissemizi alıp Hazret-i Kur’an’ı Kerim’i hem Ramazan-ı Şerif ayında hem de diğer aylarda okumayı terk etmeyelim.

KUR’ÂN-I KERÎM’İ OKUMANIN FAZİLETİ

Allâhü Teâlâ, Kitâb-ı Mübîn’ine sımsıkı yapışmayı emredip ona muhalefet etmekten sakındırarak Zümer Sûresi’nin 23. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmuştur (meâlen): 

“Allah, kelâmının en güzelini -(âyetleri birbirine) âhenkli, katmerli (hakikatlerle dolu) bir kitap hâlinde- indirdi. Öyle ki, Rablerinden korkanların ciltleri ondan ürperir. Sonra ciltleri de, kalpleri de Allâh’ın zikrine (alışıp) yumuşar. İşte bu, Allâh’ın hidâyetidir ki, onunla dilediğini doğru yola çıkarır. Kimi de Allah şaşırtırsa, artık ona hidâyet verecek yoktur.”

Resûlullah (s.a.v.) buyurmuştur ki: “Muhakkak şu Kur’ân-ı Kerîm, Allâhü Teâlâ’nın ziyafeti (mesâbesinde)dir. O hâlde onun ziyafetinden, gücünüz yettiğince kabul ediniz (ondan istifade ediniz). Muhakkak ki bu Kur’ân-ı Kerîm, Hak Teâlâ’nın sapasağlam bir ipi ve apaçık bir nurudur. Fayda ve şifâ kaynağıdır. Kendisine sarılanı koruyucudur. Ona tâbi olan kimseyi kurtarıcıdır. Kur’ân-ı Kerîm’in mucizeleri tükenmez, tekrar tekrar okumakla eskimez. Bu Kur’ân-ı Kerîm’i okuyun. Çünkü Allâhü Teâlâ, size her harfine on hasene (ecir, mükâfat) verecektir. Ama şunu bilin ki ben size ‘elif, lâm, mîm’ bir harftir, demiyorum. Lâkin ‘elif’ bir harftir, ‘lâm’ bir harftir, ‘mîm’ bir harftir.”

Allâh’ım, okuduğumuz Kur’ân-ı Kerîm’in her bir harfinden ayrı bir tat, her kelimesinden bir keramet, her âyetinden İlâhî inâyet ve her sûresinden bir saadet bahşeyleyerek okuduğumuz her cüzün ecrini ihsan eyleyerek bizi rızıklandır.

Allâh’ım! Bize Kur’ân-ı Kerîm’in harflerinden elif ile ülfeti, be ile bereketi, te vesilesiyle tevbeyi nasip eyle, se ile sevaplarımızı artırmayı, cim ile cemâli (güzellikleri) nasip eyle. Ha ile hikmet, hı ile hullet (dostluk), dal ile dünüv (din kardeşlerimizle yakınlık), zel ile zekâ, rı ile rahmet, ze ile ziyadelik, sin ile selâmet, şın ile şifâ, sad ile sadakat (doğruluk), dat ile ziya (aydınlık), tı ile tarâvet (tazelik), zı ile zafer, ayın ile ilim, ğayn ile ğınâ (zenginlik) ver. Fe ile felah (kurtuluş), kaf ile kurbet (sana manevi yakınlık), kef ile kifayet, lam ile lütuf, mim ile mev’ıza (öğüt, nasihat), nun ile nur, vav ile velâyet (Cenâb-ı Hakk’a yakınlık), he ile hidâyet, lâmelif ile likâ (sana kavuşma) ve ye ile yüsr (kolaylık) nasip eyle. Âmin (E. İbrahim Hakkı, Marifetname)

İhlâs Suresinin Fazileti

İçerisinde bulunduğumuz Receb-i Şerif, Allahımızın ayıdır.

Bu ayda kulluk vecibelerimize daha çok dikkat etmek; tevbe ve istiğfara ağırlık vermek, nafile namazlar kılmak ve hususen, Cenab-ı Hakk’ın zatından bahseden ihlas suresini bol okumak; (Mümkünse başında ve sonunda 7 şer fatiha ile günlük yüz defa veya olabildiğince; hiç değilse en azından günlük 11 defa okumak) tavsiye edilir.

Hadisi şerifte şöyle buyrulur: “Kul hüvallâhü ehad sûresi Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birine denktir.(Terğıp C 3 sh. 433,Riyazüs salihin,1014)

İslam âlimleri buradaki müjdeyi izah ederlerken, bazıları bunu;

Kur’an-ı Kerim’in muhtevasının üçte biri şeklinde de izah etmişlerdir.

Çünkü; Kur’an’ın ihtiva ettiği bilgiler temelde üç kısma ayrılır:

Birincisi Tevhid inancı, İkincisi şeriat(yani ibadet ve muameleler),üçüncü olarak da İslam ahlâkı. Fakat ibadet ve ahlak da evvela tevhit inancına bağlıdırlar.

İhlâs sûresi tevhidin temelini teşkil etmesi ile Kur’an’ın üçte birine denktir.

Bu denklik, ihtivâ ettiği ilim ve mâna derinliği ile ilgili olduğu gibi, sevabıyla da ilgilidir. Pek çok hadisi şerif bunu müjdelemektedir.

Sadece Hz. Allah’ın zatından bahseden bu sureyi derin bir tefekkür ile okuyanlar, Cenab-ı Hakk’ın büyüklüğü, kudret ve azametini anlaması itibarı ile çok büyük manevi derece elde ederler. Zaten insanın yaratılış gayesi de Rabbisini tanıyıp ona kulluk etmektir.

Bir hadisi şerifte şöyle buyrulur:

“Yedi kat gökler ve yedi kat yer, ‘Kul hüvallâhü ehad’ üzerine kurulmuştur.

 (Yani onlar, Allâhü Teâlâ’nın birliğine delâlet için yaratılmışlardır).” (Câmiu’l-Kebîr)

Bu sure-i Celile’nin (her Müslümanın bilmesi, haberdar olması gereken) yüce meali kısaca şu şekildedir:

“De ki,ey Habibim O Allah birdir.(Eşi,benzeri,ortağı olmayan tek ilahtır.)

Allah, Samed’dir. (Yani,Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan, fakat ezelde ve ebedde her varlığın Kendisine muhtaç olup, Kendisine sığındığı Zâttır.)

O’ndan çocuk olmamıştır (kimsenin babası değildir), kendisi de doğmamıştır. (kimsenin çocuğu değildir).Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir, olamaz.”

Bu sure-i celile, Allah’a şirk koşan Mekke müşriklerine, Üç ilah iddia eden Hıristiyanlara ve kıyamete kadar gizli veya açık şirke karşı bir cevaptır.

Onun için şirkin zıddı olan tevhid ve ihlas bu surenin muhtevasında olduğundan İhlas suresi diye isim verilmiştir.

Bu sureyi usulüne uygun bolca okuyanların gizli ve açık şirkten kurtulmalarına da müjde vardır.

Hz. Aişe Radıyallahü Anha’nın bildirdiğine göre Rasülü Ekrem (S.A.V.) Efendimiz; Her gece yatağına geldiğinde dua halinde ellerini birleştirerek avuçlarının içine; İhlas, Felak ve Nas surelerini üç defa okuyup iki eliyle vücudundan yetiştiği yere kadar üç defa sıvazlardı, bunu aynı zamanda mühim bir yere giderken de yapardı.(Buhari,Tirmizi)

Böyle yapanların günahları afv olacağı ve o gece ölürse şehitlerden yazılacağı da müjdelenmiştir.

Bu mübarek sure ne kadar okunursa fazilet ve bereketi de o kadar artmaktadır.

(Bir gün Resûlullah(sas) efendimiz ashabına hitaben; “Her kim ‘Kul hüvellâhü ehad’ sûresini on defa okursa, Allah (azze ve celle) onun için cennette bir köşk yapar.” Buyurmuşlardı. Bunun üzerine Ömer bin Hattab (r.a.) “Öyleyse ben bunu çok okuyacağım yâ Resûlallah” dedi. Resûlullah (s.a.v.) de “Allâhü Teâlâ (nın hayrı) daha çok ve daha güzeldir.”buyurdular. (Fazilet takvimi, 04.04.2017)

 Hadisi şeriflerde şöyle müjdelenir:

Kim bir kabristandan geçer de İhlası şerifi on bir defa okur, sonra sevabını ölülere hediye ederse, okuyana kabristandaki ölüler adedince sevap verilir.

Kim her gün elli defa İhlası şerif okursa kıyâmet gününde ona: “Ey Allâhü Teâlâ’yı medheden kişi, kalk ve cennete gir” denilir. (Tebarani Mü’cemü’s-sağir C 2 Sh.781)

Kim namaz abdesti gibi kâmil abdest alıp Fâtiha ile başlayarak İhlas sûresini yüz defa okursa Allâhü Teâlâ her harf için on hasene (sevap) yazar, on derece yükseltir ve cennette o kişiye on köşk binâ olunur.” (Beyhakî,Şuabül İman)

Kim her gün İhlas sûresini iki yüz defa okursa -kul hakkı hâriç-  elli senelik günahları bağışlanır.”(Tirmizî) 

Hz.Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam:

Ben şu “kul hüvellahü ahadsûresini seviyorum, dedi. Peygamberimiz (sas):

“Şüphesiz ki onun sevgisi seni cennete götürür.” buyurdular.(Riyazüssalihin,1015)

Hz. Ali (K.V)efendimiz şöyle müjdelemiştir;

Şayet Cenab-ı Hakk, Ümmeti Muhammed’e azap etmek istese idi, onlara iki şeyi vermezdi: Bunlar; İhlası şerif suresi ve Ramazanı şerif ayıdır…

Değerini anlatmaktan aciz olduğumuz İhlası şerifin büyüklüğünden birkaç parıltı sunmaya çalıştık.

Unutmayalım ki; Mevla’mızın emir ve yasakları hepsinin üstünde sevap ve dereceye sahiptir. Bu tür nafileler ise manevi takviyedir, yardımdır.

Ayrıca; bu tür okumaların evvelinde, Kur’an-ı Kerim’in anahtarı olan Fatiha-i şerife okunur. Namaz dışında okunurken her birerinde besmele okunur.

Aslında, Kur’an-ı Kerim’in tamamı bizler için nimettir.İhlası şerifin değeri ise çok farklıdır. Rabbimizin bu ümmete hususi ikramlarındandır.

İhlas-ı Şerif Melekleri ile Yardım İsteğinde Bulunmak Tıklayınız…