Kategori arşivi: NÜKTELER

ZENGİNLİK-KÖRLÜK

Bir Hintli, çok zengin olmuş. Zenginliğiyle gurur duyuyormuş. Bir gün çocukluk arkadaşı, ziyaretine çıkagelmiş. Zengin Hintli hemen sormuş: “Sen de kimsin, benden ne İstemeye   geldin?”

Arkadaşı hayretle, “Bunca yıllık dostunu nasıl tanımazsın? Demek ki sen gerçekten kör olmuşsun. Bunu duydum da geçmiş olsun demeye geldim.” demiş.

DÜNYA MALINDAN DAHA KIYMETLİ HAZİNELER

Yellenildiğinde Sağır Olabilmek

Abdurrahman Bin Hatem (ölüm:851) Belh ‘de yaşamış tasavvuf alimi.
Bir kadın ona bir mes’ele sormak için gelir ve boş bulunup yanında gaz kaçırır. Kadıncağız mahçup olmasın diye; “Kızım benim kulaklarım ağır duyar, biraz daha yüksek sesle konuş ki söylediğini işiteyim” diyerek kendisine “sağır” süsü verir.
Kadın da: “Kulağı sağır, benim yellendiğimi duymamıştır” diye sevinir.
Hatem edeb gözetip bundan sonra o kadın vefat edinceye kadar halk arasında sağır olarak göründü.
Bu yüzden “Hatem-i Esam” (Sağır Hatem) diye meşhur oldu.

***

BÜYÜK VEZİRİN İNCELİĞİ TIKLAYINIZ

RÜZGÂRLARDAKİ HİKMETLER

Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: Rüzgâr, Allâhü Teâlâ tarafından, (onun emri ile) gelen şeylerdendir. Bazen rahmet olarak gelir, bazen de azâp olarak gelir. Bu sebeple rüzgârın estiğini gördüğünüzde ona sövmeyiniz. Ve Allâhü Teâlâ’dan onun hayrını isteyiniz, şerrinden de yine Allâhü Teâlâ’ya sığınınız. (Müsned-i Ahmed)

Allâhü Teâlâ, Rum Sûresi’nin 46. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmuştur (meâlen): “O’nun âyetlerinden birisi de rüzgârları müjdeleyici oldukları hâlde göndermesidir ki size hem rahmetinden tattırmak, hem de emriyle gemilerin yüzmesi ve hem O’nun fazlından (nasip) arayıp kazanmanız içindir. Olur ki şükredersiniz.

Allâhü Teâlâ, bolluğu, bereketi ve rahatlığı müjdeleyen sabâ, şimâl (kuzey) ve kıble rüzgârlarını gönderir. Onlar vasıtasıyla hava temizlenir, yağmur bulutları meydana gelir. Gemiler, denizde kendi hâli üzere akıp gider ve insanlar o gemiler vasıtasıyla ticaret yaparak Cenâb-ı Hakk’ın taksîm ettiği rızkı ararlar. Bu sebeple Cenâb-ı Hak, kullarına rahmetinden bazılarını tattırmış olur.

Rüzgârın, Allâhü Teâlâ’nın dilemesi ile bulutları bir araya getirmek, bulutların yüklü bulundukları rahmet sularını havada muhafaza etmek, bulutları hareketlendirerek su ihtiyacı olan mahallere alıp götürmek, mahsûlâtın ve meyvelerin büyüyüp gelişmelerini tamamlamalarına ve insan vücudunun kuvvetlenmesine vesile olmak gibi birçok faydası vardır.

Rüzgâr esmemiş olsa, hava değişmez ve yeryüzündeki her şey kokmaya başlar. Kötü kokuların ortaya çıkıp yayılmasıyla hastalıklar meydana gelir ve çoğalır. Hastalığın çoğalmasıyla da insanların yaşayamayacağı pek açıktır. Bu sebeple rüzgârlar, insanların sıhhat ve âfiyetine sebeptir.

Rüzgârın dâima bir yönden esmesi, hayvanlara ve bitkilere zarar verir. Muhtelif cihetlerden esmesi ise onlar için faydalıdır. Zira bu sayede, farklı cihetlerden gelecek olan faydaları elde etmiş olurlar.

Cenâb-ı Hak, Hicr Sûresi’nin 22. âyet-i celîlesinde (meâlen): Bir de aşılayıcı rüzgârlar gönderdik…buyurmuştur.

Bu âyet-i celîle, mucize-i ilmiyedir. Bir mahalde ağaçların erkek cinsi olmazsa orada hiç yemiş olmaz. Bu itibarla rüzgâr, erkek ağacın tohumunu alır, dişi ağaca götürür. 13 asır evvel öğrenilen bu hakikat, gerek zamanımızda gerekse zamân-ı Resûlullah’ta Kur’ân’ımızın haber verdiği en büyük mucizelerden bir mucize olmuştur.

Sandıkta Ne Var?

Lokman Hekim, ailesine bir sandık bırakarak şöyle demiş:
Ben öldükten sonra bu sandığı açmadan satışa sunun, oradan alacağınız paralar sizindir.
Lokman Hekim vefat edince ailesi onun bu isteği üzerine sandığı satmış.
Sandığı alan şahıs ise heyecanla “acaba sandıkta ne var” düşüncesiyle sandığı açınca, üzerinde şöyle yazan bir kemikle karşılaşmış:
Ayağını sıcak tut, başını serin; Kendine bir iş bul, düşünme derin…

YUSUF PEYGAMBER BÖYLEYSE?

Yusuf peygamber (a.s.) vefat edince, onu Hazret-i İbrahim peygamberin yanına defnetmek istediler. Gerekli hazırlıklara başlamışlardı. Hazret-i Cebrâil (a.s.) geldi ve dedi ki;

Onu başka yere defnedin, zira henüz saltanatının hesabını vermedi.

Hazret-i Yusuf’un hâli böyleyse, başkalarının hâli nize olur, var kıyas eyle!

Peygamber Efendimiz(s.a.v.) buyurdular ki:

“Halkı yöneten sultanlar, kıyamet gününde elleri bağlı olarak huzura gelecek. Eğer adaletle hüküm sürmüşse, adaleti elini çözecek ve cennete gidecek. Yok eğer zulümle hüküm sürmüşse, elleri bağlı bir şekilde cehenneme gidecektir.”

Devlet adamı, kendisine verilen nimetin değerini bilmeli, kıyamet günü yaptığı her hareketin hesabını vereceğini aklından çıkarmamalıdır.

Kaynak : Nizamülmülk Siyasetname’den Seçmeler Sayfa 15(Hasbahçe)

DÜNYA MALINDAN DAHA KIYMETLİ HAZİNELER

DÜNYA MALINDAN DAHA KIYMETLİ HAZİNELE

Bir adam, velî bir zâta fakirliğinden şikâyet etti. Velî ona: “Âmâ olduğun hâlde on bin dirheme sahip olmak ister misin?” diye sordu. Adam, “Hayır” dedi.

Peki, sağır olduğun hâlde on bin dirheme sahip olmak ister misin?” “Hayır.”

Peki, ellerin ve ayakların kesik olduğu hâlde on bin dirheme sahip olmak ister misin?” Adam, “Hayır” dedi.

Velî olan zât bu şekilde birkaç soru daha sordu. Adam her defasında ‘Hayır’ diye cevap verdi. Bunun üzerine velî de ona:

“Sen, yanında elli bin dirheme değişmeyeceğin kıymetli hazinelerin olduğu hâlde, böyle şikâyette bulunmaktan utanmıyor musun?” karşılığını verdi.  

/ FAZİLET TAKVİMİ 27 Temmuz 2021, Salı

Bu konuyu beğendiyseniz

NİMETİ İDRAK EDEBİLMEK

yazımızıda ziyaret edebilirsiniz.

TEDBİRLİ ADAM!

Hasbi Efendi, çok tedbirli bir adamdı. Hizmetçisine de tedbirli olmasını sık sık tembih ederdi: “Ben leb demeden, sen leblebi diyeceğimi anlayacaksın. Mesela, ‘Bu akşam müsafirim var.’ dediğim zaman, yemek ve kahve hazır olacak.” derdi. Hizmetçi de “Tamam efendim.” derdi.

Hasbi Efendi, bir gün hastalandı. Hizmetçisine seslenerek, “Hemen bir doktor çağır!” dedi.

Hizmetçisi, “Başüstüne!” deyip çıktı. Bir müddet sonra döndü ve: “Efendim, doktoru çağırdım. Ayrıca, her ihtimale karşı cenaze hazırlıklarını başlattım; kefeninizi biçmeye başladılar, mezarınızı da kazıyorlar.” dedi.

Kaynak : Fazilet Takvimi 23 Mart 2021

Fırtına Çıktığında Uyuyabilmek

Konuşmayı Öğrenmek Yetmiyor.