CENÂB-I HAKK’IN LÜTUF VE CEZASININ HİKMETİ

 

Allâhü Teâlâ hem rahmet edenlerin en merhametlisi, hem de azabı en şiddetli olandır. Eğer yüce zâtına karşı isyan eden kimselere azab edemeyecek olsaydı acizlik ile vasıflanmış olmaz mıydı? Hâlbuki Allâhü Teâlâ’nın yüce şanında acizlik olması aslâ düşünülemez. Sonra Hak Teâlâ Hazretleri zâtına ve yarattıklarına karşı birtakım günahları ve suçları işleyen kullarına azap etmeyecek olsa büyüklüğünü muhafaza, umumun haklarını müdafaa edememiş ve neticede adaletsizlik göstermiş sayılmaz mıydı? Böyle bir hâl ise Allâhü Teâlâ’nın yüce şanına -hâşâ- lâyık olabilir mi?

Şu kıssa ile bu mesele daha iyi anlaşılır:

“Mûsâ aleyhisselâm, bir gün, ‘Yâ Rabbi! Mahlûkâtı yaratırsın, sonradan onları öldürürsün, bundaki ilâhî hikmetin nedir?’ diye sual eder. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ, Mûsâ aleyhisselâm’a ekin ekmesini emir buyurur. 

Hazret-i Mûsâ tarlaya ekin eker, onu sular ve yetişinceye kadar gözetir. Sonra da hasat edip harman yapar. Bu esnada şöyle bir ilahî vahiy tecelli eder: ‘Yâ Mûsâ! Şu kadar emek vererek yetiştirdiğin ekinleri neden biçtin?’

Hazret-i Mûsâ (a.s.) da derki: ‘Yâ Rabbi!… Malumundur ki, bu ekinlerin içinde hem tane var, hem de saman. Tane samanlığa konulamaz, saman da tane ile bir ambarda bulunmaya lâyık olamaz. Bunları karıştırmak uygun olmadığı için ayırıyorum. Tanelerini ambara koyuyorum…’ 

Allâhü Teâlâ, ‘Geriye ne bıraktın?’ diye sordu.

Hz. Mûsâ: ‘Yâ Rabbi! Faydası olmayanları bıraktım’ dedi.

Bunun üzerine Allâhü Teâlâ, ‘Ey Mûsâ! Ben de kendinde hayır olmayanları cehenneme koyarım. Bunlar ‘Lâ ilâhe illallah’ demekten yüz çeviren kimselerdir.’ buyurdu.” 

Velhasıl Hak Teâlâ Hazretlerinin kulları hakkındaki lütuf ve ihsanı da, azab ve cezası da hikmettir. Bizim vazifemiz ise ilâhî azaba düşürecek hareketlerden kaçınarak Allâhü Teâlâ’nın muhafazasına iltica etmektir.

/ FAZİLET TAKVİMİ 12 Eylül 2021, Pazar

Bir Cevap Yazın