Dilin Afetleri

İslam dini, iman ve ibadetle beraber güzel ahlakı da emreder, onunla bütünleşir. Hayatımızın tamamında da edep ve nezaket usulleri öğretilir.

Haya ve Edeb dini olan İslâm, edebe aykırı hareket ve sözden uzaklaşmayı her mü’mine  emreder.”Hayâ imandandır.” Müminin kalbindeki iman nuru ve yaptığı ibadetler onun azalarına da sirayet eder.

 Onun elinde, dilinde ve davranışlarında hep güzel ahlakın numuneleri vardır.

Dili ile Yüce Allah’ın ismini zikrediyorsa onu başka şeylerle kirletmez.

Bilhassa yalan, iftira, gıybet, dedikodu, laf taşımak gibi dil afetlerinin ahiret yıkımına sebep olduğunu bilir. Hadisi şerifte ifade buyrulduğu üzere; “Müslüman, elin­den ve dilinden insanların selâmette olduğu kimsedir.”

 Onun için, eli ile dili ile veya uygulamaları ile hiç kimseyi rahatsız edemez.

Ebû Hureyre (r.a.) ın rivayetine göreRasûlullah (sav)e, insanları cennete en fazla sevk eden şey sorulduğunda; “Allah korkusu ve güzel ahlaktır.“ buyurdu.

 (Başka bir zaman): İnsanları en fazla ateşe götüren nedir, diye sorulunca da:“Ağız ve ırz’ dır. ” buyurdular. (Tirmizî, kitabü’l-birr 62.)

Dil afetleri içerisinde, yaşadığımız topluma ne zaman sirayet ettiğini bilmediğimiz, belki de kanıksadığımız; ama İslam’a ve insanlığa hiç yakışmayan çok yaygın bir hastalıktan bahsetmek istiyorum .O da sövüp-saymak, ahlaksızca  konuşmaktır.

Bu hastalık günümüzde o kadar yaygın ki; adeta Türkçemizdeki bir bağlaç halinde, rahat bir şekilde kullanılmaktadır… Maalesef; aile ortamlarında, baba oğul birbirlerine konuşurken bile bu çirkin kelimelerden sakınılmamaktadır.

Bazen öfke anında, bazen de hiçbir sebep yokken cümlenin başında, ortasında, sonunda bu iğrenç ifadeler sayılıp dökülmektedir.

Bunlar yetmezmiş gibi, edep ve haya timsali olması gereken hanımların ve kız çocuklarının da bazen bu çirkefliğe bulaşması, adeta erkeklerle yarışması, toplumumuzdaki ahlaki seviyeyi göstermesi bakımından oldukça ibretliktir.

Halbuki sövmek, İslam edeplerine aykırı bulunan hareketlerin başında ge­lir.

Sövmenin en ağırı, dilimize yerleşmiş bulunan ve ırz ve namusa tecavüzü ifade eden galiz lâflardır. Ve maalesef toplumumuzdaki büyük bir ahlaki yaradır.

Bunlardan başka, bir kimsenin ailesinin ve kendisinin ırzına ve na­musuna leke teşkil edecek, şeref ve haysiyetini kıracak sözlerde bulun­mak da buna dâhildir.
Sövmenin tamamı günahtır. Bu lafızların derecesine göre günahı da artar.

Bazıları, insanı dinden, imandan uzaklaştırıp küfre götürür. Bu se­beple o gibi sövmelere Türkçemizde “Küfür lâfzı” veya “Küfretmek” de denilmiştir.

Meselâ bir kimse­nin mukaddesattan birine; Peygambere, Kur’ân’ a, iba­detlere ve dinî hükümlere sövmesi onu dinden çıkarır ve imandan mahrum eder.

 Aynı zamanda insanın başı ve başında bulunan, göz kulak gibi azaları da mukaddestir. Onlardan birine sövmek de kişiyi dinden çıkarır.
Rabbimizin “öf” bile dememize müsaade buyurmadığı anne ve babamıza sövmek büyük günahlardandır. Buna sebep olmak da aynıdır.

Nitekim Resûlullah (sav)Efendimiz bir gün ashabına hitaben;

”Bir adamın, ana ve babasına sövmesi, büyük günahlardandır.” buyurmuştu. Ashabı kiram:

“Ey Allah’ın Resulü! Bir adam anne ve babasına sövebilir mi? de­diler.

 Efendimiz (sav)”Evet, o bir başka adamın babasına söver de o da onun babasına sö­ver. Anasına söver de o da onun anasına söver.” buyurmuşlardır. )

Öfke zamanında nasıl konuşacağımızı ise Efendimiz(sav) bizlere şöyle öğretiyor:

Sizden biriniz arkadaşına kızacak olursa, ona iftira etmesin; annesine, babasına, milletine sövmesin. Fakat sövme (kötü konuşma) ihtiyacını duyuyorsa, o zaman:’Sen cimrisin yahut korkaksın, yalancısın, yaramazsın.’ desin.”(Kenzü’l-Ummal, No: 8134)
Görüldüğü gibi İslam’da kızmanın bile bir edebi varken, bir Müslümanın din kardeşine küfretmesi, İslam’a da insanlığa da sığmayan çirkin bir harekettir.

En şe­refli ve temiz bir uzuv olan ağzımızı en bayağı işlere âlet etmek, esef vericidir. 

Hadisi şerifte ”Dilini tutan kurtuldu.” buyrulur. 

Kaf suresinin 18. ayeti kerimesinde mealen: “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (onu) gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.” Buyrulur.

Yani ağzımızdan çıkanlar hep kayıt altındadır ve hesabı vardır.

O halde dilimize sahip çıkalım, basit şeylerle ebedi hayatımızı tehlikeye atmayalım. Özellikle çocuklarımızın yanında daha sorumlu ve daha dikkatli olalım.

Bir Cevap Yazın Cevabı iptal et