Namaz ve Vakit

Mevsim itibarı ile günlerin sürekli kısaldığı bir zaman dilimindeyiz.

Bu nedenle müslüman namazlarını şartlarından olan vaktinde eda etme hususunda daha dikkatli olmalıdır.

Her Müslüman için, İmandan sonra en mühim vecibe; hadisi şerifte ifade edildiği üzere, “Vaktinde kılınan namazdır.”(Buhârî Mevâkît 5.Ramuzul ehadis, s.16)

Namaz, günde beş defa kulu Mevla’sının huzuruna çıkarıp, günahlarından temizleyen, İlahi ikram ve tecellilere nail kılan büyük bir ibadettir.

Nisa suresinin 103.ayeti kerimesinde; ”Muhakkak namaz müminler üzerine vakitlerle farz kılınmıştır.” buyurulmaktadır.

Bütün kâinatı ve bizleri de belirli bir nizam içinde yaratan yüce Mevla’mız, zaman kavramını ve bunun içerisindeki maddi ve manevi vazifelerimizi de bizlere öğretmiştir. Allaha kulluk şuurunda olan her mümin, günlük programlarını yaparken namaz vakitlerini de dikkate almalı, hatta mümkünse programlarımız namaz vakitlerine göre tanzim edilmelidir. Bu vesile ile bilhassa gündüz namazları, vaktin ilk evvelinde hem de cemaatle edaya özen gösterilmelidir.

Namazı vakit içerisinde eda etmek bizi borçtan ve azaptan kurtarır.

 Ancak vaktin evveli ile son bölümü arasında da fazilet ve derece bakımından çok büyük farklar vardır. Hadisi şeriflerde şöyle buyrulur:

Namazı vaktin sonuna bırakan da gerçi kazaya bırakmamıştır;ama ilk vakitten kaybettiği fazilet, bütün varlığı ile dünya dan hayırlıdır.”(İhya c.1 s.473)

“Namazın ilk vaktinin sonuna nisbetle üstünlük ve fazileti, âhiretin dünyaya göre üstünlük ve fazileti gibidir.(Deylemî-İhya)

(Bu hadis-i şeriflerle alakalı İslâm büyükleri şu izahı yapmışlardır: “Vaktin ilk evvelinde kılınan namazda Cenabı Hakkın Cemalinin Rızasının ve mağfiretinin tecellisi vardır. İkinci kısmında Cemali İlahinin tecellisi kalkar, Rızası ve Mağfireti kalır. Vaktin son kısmında ise Rıza-i İlahi de kalkar, sadece mağfiret-i ilahi kalır.”) (Ali Erol;Hatıratım, Namaz Risalesi,s.14)

(Sahabei kiramdan bir zat yoldan gelip, toplanacak cemaati bekliyordu. Efendimiz(sav) “Namazını beklemeden ilk vakitte kıl, cemaat toplanınca onlarla da kılarsın, o da nafile olur.” buyurur.

Görüldüğü üzere, aynı namazı biraz daha erken kılmak bizlere muazzam kazançlar sağlamaktadır. Hatta cemaatten bile daha önemli bulunmuştur.)

 Onun için Şeytan (aleyhilla’ne) namaz kılacak olan mümine direk olarak, ”namaz kılma” demez. Ancak, şu işi de bitir namazı öyle kıl, haydi az kaldı şeklinde vesveselerle namazını geçirtmeye, hiç değilse bu en faziletli vaktin sevabından mahrum bırakmaya gayret eder.

 (İmam Malik Hz.nin anlattığına göre, Hz. Ömer (R.A) valilerine şöyle yazmıştı:

Benim nazarımda işlerinizin en ehemmiyetlisi namazdır. Kim onu (farz, vacib, sünnet ve vaktine riayetle) korur ve (tam zamanında kılmaya) devam ederse dinini korumuş olur. Kim de onu(n zamanını tehir suretiyle) zayi ederse, onun dışındaki işleri daha çok zayi eder.”)

(Bu faziletlere daha çok nail olabilmenin bir yolu da her an abdestli olmaktır. Daima abdestli bulunan bir Müslüman hem sürekli abdestin manevi derecesi, bereketi ve nuru ile yaşar, hem de namaz vakti geldiğinde cemaate yetişmesi daha kolay olur.)

 Vaktin ilk evvelindeki bu durumdan bazı istisnalar da vardır, şöyle ki:

Kış mevsiminde yatsı vakti çok erken girdiği günlerde eğer zorluk ve ağırlık olmayacaksa, gecenin ilk üçte birini aşmayacak şekilde birazcık ilerletip yatmaya yakın kılmak daha faziletlidir. Çünkü namazın bereketi ile nurlanmış ve günahları affolunmuş olarak günü kapatmış olacaktır.

Diğeri de çok sıcak yaz günlerinde öğle sıcağı eğer bunaltıyorsa, biraz serinletmek daha faziletlidir. Bunlar belirli mevsimlere aittir.

Sabah namazı ise daima vaktin ilk girdiğinde değil, eğer zorluk olmayacaksa; karanlık dağılıp güneşin doğmasına yakın zamanda kılmak daha faziletlidir.

Ayrıca İftar vakitlerinde olduğu gibi; hazırlanmış bir yemek var ve kişinin karnı aç, canı yemek istiyor, namaz için de daha vakit varsa; o takdirde namazı erteleyip, önce yemek yemek, sonra da rahat ve huzurlu bir şekilde namaz kılmak daha faziletlidir.

Vaktinde, cemaatle, tadili erkâna riayet edilerek ve kalp huzuru ile kılınan bir namazın büyüklüğünü anlatmaya dillerimiz kâfi değildir.

 Nitekim Sevgili Peygamberimiz(sav) şöyle müjdelemiştir:

Namazını vaktinde kılan, namazlarına devam eden, namazın önemini hafife alıp zayi etmeyen kişiyi cennete girdireceğime ben söz veriyorum.” (İmam Ahmed ve Taberanî)

Hepimiz bu büyük mazhariyyete ermenin, günde beş defa o ilahi huzura kabul edilmenin daima gayretinde olmalıyız.

***

Sabah Namazı

***

Namazın Ehemmiyeti

Bir Cevap Yazın