Etiket arşivi: Evlat terbiyesi

Dünya ve ahirette en büyük iyilik

Malumunuz, yaz tatili sona erdi.  Okullar başladı.

Milyonlarca çocuğumuz, iyi bir gelecek için okul yollarında olacaklar. Çocuklarımız en kıymetli çağlarını, ömürlerinin geri kalanı için harcamakta.

Halbuki onları ve bizleri, çok daha önemli ve ebedi bir hayat bekliyor.

Bu nedenle evlat terbiyesine çok ehemmiyet verilmesi gerekiyor.

Bizleri yoktan var eden Yüce Mevla’mız; zamanı geldiğinde bu imtihan dünyasına göndermekte, imtihanı tamamlayanı da geri almaktadır.

Bu gelişlerimiz, Cenabı Hakkın ezelde takdir ettiği şekilde anne ve babalar vasıtası ile olmaktadır. Evlat, anne ve baba için yeryüzünün en büyük zenginliği, en tatlı nimetidir, ama çok büyük de bir emanettir.

O emanete karşı mesuliyetlerimiz de vardır. Hadisi şerifte; ”Hepiniz çobansınız ve hepiniz maiyetinizden mesulsünüz” buyrulur.(Buhari)

Evladına güzel bir isim koymak, onları en güzel bir şekilde yetiştirmek, rızklarını helalinden temin etmek, aralarında adaletli davranmak, vakti geldiğinde münasip biri ile evlendirmek ve belki de en zoru; ama en mühimi, onları İslami bir terbiye ile yetiştirmek, bu emanete karşı vazifelerimizdendir.

Bunun şuurunda olan her Müslüman, evladının maddi ihtiyaçları için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadığı gibi, manevi ihtiyaçları hususunda da aynı hassasiyeti gözetir. Maneviyatı ihmal etmek, hele böyle bir devirde çocuklarımızı içerisinde bulunduğumuz ortamın her türlü tehlikesine karşı, savunmasız bırakıp sadece güzel temennilerle yetinmek, hem kendimizin hem de çocuklarımızın felaketi ve ebedi mahrumiyeti ile sonuçlanabilir. İman ve hidayetten mahrum bırakılan bir çocuk Cenab-ı Hakk’ın huzurunda anne ve babasından davacı olacaktır.

 Bu, hiç birimizin arzu etmediği ve telafisi de olmayan bir durumdur.

 Enfal suresinin 28. ayeti kerimesinde şöyle buyrulur:

İyi biliniz ki mallarınız ve evlatlarınız sizin için muhakkak bir imtihandır. Esas büyük mükâfat ise Allah (cc) katında olandır.

Evlatlar aynı zamanda bir imtihan vesilesi olduğuna göre elbette farklı zorlukları olacaktır. Bunda muvaffak olmak, önce sağlam bir inanç ve niyet ister. Fedakarlık, sabır, dikkat, dua ve iltica ister.

Fakat, bu hususta gösterilen en küçük bir gayret ve fedakarlık bile bir ibadettir, Allah yolunda cihattır.

Samimiyetle gayret edenler, Ayet-i kerimede müjdelenen, Allah (cc) katındaki o büyük mükâfata kavuşacaklardır.

Hadisi şerifte müjdelendiği üzere; çocuğun okuduğu bir besmele bile anne ve babası için rahmettir, mağfirettir cennette derecedir.(Müsned)

Yetişmekte olan çocuklara yapacağımız en güzel iyilik onların ebedi hayatlarını, yani manevi dünyalarını imar etmektir. Bunun için çocuklarımızı;

Hiç bir ebeveynin evinde veremeyeceği İslami, ahlaki donanımı onlara kazandıran; bunu yaparken de o çok önemsediğimiz maddi derslerinden de hiç fedakarlık yapmayan, hatta o hususta da çok büyük katkılar sağlayan, ilim irfan yuvası müesseselere vererek mesuliyetten kurtulabiliriz.

Bu tür müesseselerin olması insanımız için büyük bir kolaylıktır, nimettir.

Yetişme çağında kendi çocuğumuz yoksa, bir başka yakınımızın, tanıdığımızın elinden tutup bu nimetlerle buluşturabiliriz. Bu iyiliğe paha biçilmez.

Dünya ve ahirette en büyük iyilik, en büyük sevap ve mükafat; ruhları, gönülleri imar etmektir.

(Bir Hadisi şerifte Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurmuştur:

 “İnsanoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç sınıf insanın (amel defteri) kapanmaz:

Sadaka-i cariye (yani; dikili ağaçlar, cami, kuran kursu gibi kalıcı hayır eseri) bırakanlar (ve onlara katkıda bulunanlar),

Hayırlı, faydalı ilim bırakanlar (İlmi eser veya talebe yetiştirenler, onlara yardım edenler),

Anne ve babasına hayır dua eden (Salih ve hayırlı) bir evlat bırakanlar.

(Sahihi Müslim, Vasiye, 4310)

***

                          EVLÂT YETİŞTİRME

                                     ***

YAKUP (A.S)’IN GÖZLERİ NİÇİN KAPANDI?