Etiket arşivi: gidilecek tek bir kapı

Hicri Takvim ve Muharremi Şerif Ayı

Zaman hızla akıyor. Zilhiccenin ve hicri 1442 senesinin sonuna geldik.

09/08/2021 Pazartesi günü yeni bir hicri seneye,(1443 senesine) girmiş olacağız.

Dini hayatımızda ve ibadetlerimizde bu takvim çok mühimdir.

Onun için bütün Müslümanlar Hicri takvimin ne olduğunu iyi bilmelidir.

Tarih boyunca insanlar, kendilerince bazı mühim hadiseleri takvim başlangıcı olarak kabul ede gelmişlerdir.

(İslam tarihinde de Resulullah (S.A.V) efendimizin Medine-i Münevvere’ ye hicreti bir dönüm noktası olmuş, buradan yayılan İslam nuru bütün cihanı aydınlatmıştı..)

Efendimiz (S.A.V) in irtihalinden sonra( İslam devleti artık müesseseleşmeye başladığından,) Müslümanlar kendilerine yeni bir takvim başlangıcı aradılar. Hz. Ömer (R.A) zamanında toplanan İslam Şurası, Hz. Ali nin teklifini kabul ederek hicret yılını tarih başlangıcı olarak kabul etti.

 Ay olarak da kameri aylar içerisinde hususi bir yere sahip olup haram aylardan olan Muharrem ayı; Sene olarak ise Kameri (yani ay yılı) dediğimiz, 354 gün esasına dayanan her sene 11 gün önce gelen yıl esası benimsendi.

Bütün kainatı bir nizam içimde yaratan Yüce Mevla’mız,  Kulları için zaman mefhumunu yaratmış ve bizlere de öğretmiştir.

(Pek çok ayeti kerime de zaman üzerine yemin edilir.)

Yasin-i Şerif Suresindeki ayeti kerimelerde şöyle buyrulur:

“Güneş kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu Aziz ve Alim olan ALLAH’ın bir takdiridir. Ayın dolaşımı için de menziller (konak yerleri-evreler) takdir ettik, nihayet o,(ay sonunda) eğrilmiş, kuru hurma dalı gibi olur.”(Yasin,38-39)

Bu ayeti Kerimelerde Cenabı Hakkın Ay ve Güneşle ilgili zamanı yarattığını anlatır. Hem insanların kendi işlerini kolaylaştırmak, hem de zatına kulluk yapabilmemiz için bütün bu zamanları; günleri, haftaları, ayları, ay yılını, güneş yılını yaratıp bizlere de öğretmiştir. Ancak, İbadet ve taatımızda  kameri yıl ve bununla ilgili aylar esastır. (Kuranı Kerimde ve Hadisi Şeriflerde  bu aylardan bahsedilir. ) Bunun da birçok hikmeti vardır.

Her sene 11 gün önce geldiği için, Oruç, Hac, Kurban vb. ibadetlerimiz zaman içerisinde her aya yayılmakta, her mevsimde bu ibadetleri yapmanın zevki yaşanmaktadır. (Bu bakımdan, dünyevi işlerimizde miladi takvime nasıl dikkat ediyorsak; manevi hayatımızda da kameri aylara dikkat etmeli, o aylar içinde yapılacak farz vacip sünnet ve nafile ibadetleri takip edip durmalıyız. 

Muharrem ayı ve özellikle ilk on günü tarih boyunca büyük gelişmeler yaşanmıştır.

( Hz. Adem(as) dan bu yana birçok peygamber ve Allahın Salih kulları bu mübarek günlerden istifade etmişler, sıkıntılarından kurtulmaları, arzularına nail olmaları bu günlerde olmuştur.)

Özellikle Peygamberan-ı izamın bu ay ile ilgili mühim hatıralarından dolayı bu aya Şehr-ül enbiya; yani peygamberler ayı da denmiştir.

Bu ayın bilhassa onuncu günü, yani Aşure günü mühim gelişmelerin yaşandığı ve yaşanacağı büyük bir gündür.

Ancak, o gün vuku bulan gelişmeler sadece o günün eseri değildir.

Uzun süren dua ve ilticaların, gösterilen sabır ve teslimiyetin neticesi o günde alınmış, düğümler o gün çözülmüştür. Onun için o büyük güne gelmeden dua, iltica ve manevi hazırlıklara ağırlık verelim.

Bu mübarek ayın ilk on gecesi, (Zilhiccenin ilk on gecesinde olduğu gibi )“Leyali’i Aşara”  yani on mübarek gecedir.

Bu geceleri ihya etmek ve gündüzlerinde  oruç tutmakla alakalı pek çok müjdeler vardır. Hadis-i Şerifte şöyle buyrulur: “Ramazan-ı Şerif orucundan sonra oruçların en faziletlisi Hz. Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra kılınan en faziletli namaz da gece namazıdır.” (Terğıp C.2 Sh. 462)

Bu Ayın ilk on günü oruç tutan kimsenin o sene ömrü bereketlenir.

(Bu ay içerisinde Perşembe, Cuma ve cumartesi günleri peş peşe oruç tutana 900 senelik nafile oruç sevabı verileceği müjdelenmiştir.)

Muharremin birinci günü yani bu pazartesi; bir defada, her birerinde besmele çekerek bin İhlası şerif okuyanı Cenab-ı Hak lütfu ve keremi ile bu dünyadan kul hakkı ile göndermeyeceği müjdelenmiştir.

Millet olarak yangınlarla, afetlerle, vb. sıkıntılarla imtihan oluyoruz.

Maddi tedbirlerin, çalışmaların yanında; dua müminin mühim bir silahıdır.

Bu günleri de fırsat bilerek, başta kendimiz, ebeveynimiz, çocuklarımız olmak üzere millet ve memleketimiz için, tüm insanlığın hidayet ve kurtuluşu için duayı ihmal etmeyelim. Hz. Allahın gazabından Rızasına, cezasından affına sığınırız.

Müsebbibel esbab olan, sebepler halkedecek olan Hz. Allahtır.

Başka gidilecek bir kapı yok, dönüş yalnız O’nadır.