Etiket arşivi: İyilik ve Takva’da Yardımlaşmak

İyilik ve Takva’da Yardımlaşmak

İyilik ve takva’da yardımlaşmanın İslami ve insani güzellikler içinde çok mühim bir yeri vardır.

Dünya ve ahirette saadet ve selametin kaynağı olan Yüce İslam dini bizleri kardeş ilan etmiş, kardeşliğin bir gereği olarak da din ve dünya işlerinde birbirimize yardımcı olmayı, faydalı olmayı emretmiştir. Efendimiz (sav) de Müslümanları bir vücuda benzetir.

Nasıl ki vücudun bir uzvu ağrıdığında bütün vücut ıstırap çekerse, müslüman da din kardeşinin dertleri ile dertlenmeli, hali ile hallenmelidir.

Ancak bu yardımlaşma, birbirimizi ifsat etmede değil, hayırda güzel işler yapmada olmalıdır. Çünkü insanın zaman zaman sıkıntılı ve zayıf halleri olabilir. Böyle durumlarda Nefsi emmare ve Şeytan-ı Aleyhilla’ne onu hataya sürüklemek ister. İşte hakiki mümin, bu tür durumlarda tabiri caizse yangına körükle gitmez, kardeşini nefsin ve şeytanın eline bırakmadan onu hayra sevk eder. Ayet-i celilede Yüce Mevla’mız, “Ve İyilik ve Takvada yardımlaşın, günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın ve(bu hususta) Allah’tan korkun, Muhakkak Allah’ın azabı şiddetlidir .” buyurmaktadır. (Maide,2) 

Bir hadisi şerifte ise şöyle buyrulur:

Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz; onu tahkir etmez.“(Sonra üç defa kalbine işaret ederek,şöyle buyurdular) “Takva şuradadır.  Müslüman kardeşini hakir görmesi kişiye kötülük olarak yeter. Her Müslüman’ın namusu, kanı, malı ve haysiyeti Müslüman’a haramdır. ““(Müslim, “Birr”, 32)

Resulullah (sav) pek çok hadis-i şeriflerinde iyilik ve güzelliği teşvik etmiş, mübarek hayatlarında da bizlere örnek olmuştur.

İnsanlara, hayvanlara ve bitkilere dahi yapılan her iyiliğin sadaka olduğunu beyan etmiş, hatta yaptığımız iyilik ve sadakalarımıza ölmüşlerimizi de ortak etmemizi yani hediye etmemizi tavsiye etmiştir.

Ebû Mûs’a el Eş’arî (ra) den rivayet edildiğine göre bir gün Efendimiz (sav) efendimiz ashabına hitaben;

 “Sadaka vermek her Müslüman’ın vazifesidir.” buyurmuşlardı.

 Bunu üzerine Ashabı kiram;
– Sadaka verecek bir şey bulamazsa? Dediler,
– “Amelelik yapar, hem kendisine faydalı olur, hem de sadaka verir.” buyurdu.
– Buna gücü yetmez (veya iş bulamaz) ise? Dediler,

– “Darda kalana, ihtiyaç sahibine yardım eder.” Buyurdu

– Buna da gücü yetmezse? dediler, “İyilik yapmayı tavsiye eder.” Buyurdu.
– Bunu da yapamazsa? dediler,
-“Kötülük yapmaktan uzak durur. Bu da onun için sadakadır.” buyurdu.(Buhari)

Bir yönetici halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verdi. İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren yönetici, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi.

    Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti. Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu.

    Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar yöneticinin yanına döndüklerine hepsi aynı şikayette bulundu: Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu.

    Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı. Üstü başı toz toprak içindeydi, ama idareciye büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzattı:

    “Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan taş ve moloz yığınını kaldırmak için durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı.”

  İdareci gülümseyerek cevap verdi:

 ‘O altınlar sana ait delikanlı.’

 “Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı.”

“Evet” dedi idareci. “Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir.”

Peygamberimiz bir şöyle buyurmuşlardır. :“Yolda, gelip geçenlere eza verecek bir taşı kaldırmak dahi büyük bir sadakadır” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, V, 356-358)

Bütün ibadetlerde olduğu gibi sadakanın da kendi içinde dereceleri vardır. Yoksula yapılan sadaka, akrabaya yapılan sadaka, anne ve babaya yapılan sadaka hep diğerinden daha üstündür.

Allah yolunda hizmet edenlere vermekse, sadakanın derecesi ise hudutsuzdur.

Sevgili peygamberimiz (sav) bir Hadis-i Şeriflerinde;

“Her kim Allah’ı Rabb, İslam’ı din, Muhammed(SAV)’i peygamber kabul edip  razı olursa, kendisine cennet vacip olur.” buyurduktan sonra,

“Bir diğer iyi amel daha vardır ki Allahü Teâlâ o amel sebebi ile kulunu cennette yüz derece yükseltir. Bu derecelerden her ikisinin arası yer ile gök arası kadardır.” buyurur. Bunun üzerine Ebu sâid (ra),”O amel nedir,” deyince; Efendimiz SAV: “Allah yolunda cihat, Allah yolunda cihat (Din-i Celil-i İslam’ın yayılması için çalışmak, hizmet etmektir.)” cevabını verir (Müslim )