Etiket arşivi: Kabul olunmuş Haccın karşılığı

Hac İbadeti

Cenab-ı Hakkın bizlere olan bütün emir ve yasaklarında birbirinden farklı güzellikler, manevi dünyamıza kazandırdığı derinlikler ve zenginlikler vardır. Her ibadetten kazanacağımız ecir ve sevap farklı olduğu gibi, Cennetteki mükâfatı da farklıdır.

Hem mali hem de bedeni bir ibadet olan Hac ibadeti Mevla’mızın emri ile dünyanın her yanındaki Müslümanları bir araya getirip kaynaştırır.

Maddi özellikleri statüleri, dünyalık  geçici makam ve rütbeleri bıraktırıp, Cenab-ı Hakkın Beyti etrafında, tek vücut olarak tavaf ettirip; müminleri kardeşçe birbiri ile kenetler.

Aynı zamanda kefen misali ihramlara büründürüp, Hz. Allah’ın huzurunda toplanacağımız mahşeri hatırlatır. Nefsin gurur ve kibrini yere sererek kulluk zevkine erdirir. Her bir karesi farklı bir manevi değer olan o mübarek makamları ziyaret ettikçe kalpte imanın derinliği artar.

Bununla beraber bizlere muazzam manevi dereceler kazandıran Hac ibadeti, çok yönlü sabır ve tahammül gerektiren bir ibadettir.

Ayet-i kerimede Yüce Mevla’mız şöyle buyuruyor:

“Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda Hacca başlayıp kendisine farz eder (İhrama girerse); artık hacda (İhramlı iken) karşı cinse yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Hz.Allah onu bilir. (Hacdaki ibadetlere de dikkat ederek) Kendinize (ahiret için bol bol) azık hazırlayın. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı takvadır,

(Cenabı Hak’tan korkup günahlardan sakınmaktır).

Ey akıl sahipleri! Haramlardan ve kötülüklerden sakının, bana sığının.”

(Bakara suresi,197)

Bu ayeti kerimeler, Hacda ve özellikle ihramlı iken dikkat edilmesi gereken hususları ihtar ediyor.

Hacca gidenler, bu şartlara dikkat ettikleri ölçüde  dereceler kazanırlar, oranın feyzinden, nurundan nasiplenirler.

 Döndükten sonra da oranın manevi şevkini unutamazlar.

 Her namaza duruşlarında Kabe-i Muazzama’yı karşılarında görmek isterler. Orada kazandıklarını muhafaza için, ibadetlerinde daha gayretli olurlar. Gitmeyenler de sürekli o mübarek makamlara hayırlı bir yol bulup gitmenin maddi ve manevi sebeplerine sarılırlar.

Bütün Müslümanlar hayatı boyunca oraya derin bir muhabbet ve hürmet besler. Bu hürmet ve muhabbet imanın bir gereğidir.

Peygamber Efendimiz(sas.) hacca gidenlerle alakalı olarak buyuruyorlar ki:

”Hacc eden kimseler Hz. Allahın yeryüzünden kulları arasından seçtiği elçileridir. Hz.Allah onları davet etti onlar da emr-i ilahiye icabet ettiler. Onlar Allahü teala’dan isteyince Allahü teala da isteklerini verir.”

”Hangi mümin Hac yapmak için yola çıkarsa attığı adımların her birine karşılık bir sevap verilir ve derecesi yükselir. Arafatta vakfe yaparsa Aziz ve Celil olan Allah meleklerine hitaben ”Ey meleklerim kullarımı buralara kadar getiren nedir, buyurur. Melekler de: Rızanı ve Cennetini istiyorlar” cevabını verirler. Allahu Teâlâ’da buyurur ki:

Ben zatımı ve bütün yarattıklarımı şahit tutuyorum ki onları bağışladım. Günahları ne kadar çok olursa olsun; zamanın tüm günleri kadar, çölün kumları kadar bile olsa hepsini bağışladım.

”Şeytan taşlama adlı cemreleri attığı zaman, Allah-ü Teala ”Yaptıkları ibadetlere karşılık (kendileri için) gözlerini aydın kılacak, nelerin (yaratılıp) gizlendiğini zatımdan başka hiçbir kimse bilemez“ buyurur.

 Başını tıraş ettiği zaman yere düşen saçlar adedince kıyamet günü nur verilir.

Veda tavafını yapıp ayrıldığı zaman, anadan doğduğu gündeki gibi, günahsız olarak döner.

Hadis-i şerifte ise şöyle buyruluyor:

 “İçerisine günah karışmamış ve kabul olunmuş bir Haccın karşılığı ancak Cennettir.”

 Ne mutlu bu bahtiyarlığa erenlere.. 

Hacca Giden Nasıl Berat Belgesi Aldı.(Saflık ve Samimiyet)

TESLİMİYET – TESLİMİYET