Etiket arşivi: kardeşlik

İslâm Kardeşliği

Barış ve selamet dini olan İslam; bizleri kardeş ilan etmiş, kardeşlik ve muhabbeti güçlendirecek halleri daima teşvik etmiş, bunun temini için; yardımlaşmayı, selamlaşmayı, musafahalaşmayı, hatta güler yüzü bile  sadaka saymıştır. Öte yandan kardeşliğe, birliğe zarar verecek, fitne ve düşmanlığa sebep olacak her  türlü hali de şiddetle yasaklamıştır.

Öyle ki her Müslümana kardeşliği, birlik ve beraberliği devam ettirme sorumluluğu da vermiştir. Ali İmran suresinde şöyle buyrulur:

 “Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.” (Al-i imran,103)

Demek ki kardeşlik ve muhabbet Allahımızın bir lütfudur, nimetidir.

Allahımızın lütfettiği bu kardeşliği muhafaza etmek de hepimizin görevidir. Ayeti kerimeye baktığımızda görürüz ki; her Müslüman, Allahımızın bu büyük nimetinin evvela farkında olmalıdır.

Kardeşliğin, muhabbetin bir nimet olduğu bilinmelidir.

Sonra da bu nimeti korumanın sorumluluğu daima hissedilmeli, buna zarar verecek, ayrılık ve tefrikaya sebep olacak hallerden sakınmalıdır. Nitekim bir Hadisi şerifte şöyle buyrulur:

“Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah (cc)lanet etsin.”

Sevgili Peygamberimiz(sav),Taif’ te kendisini taş yağmuruna tutanlara, kendi canına kast edenlere bile lanet etmemiş ve onların hidayetini istemiştir. Ancak sorumsuzca insanlar arasında fitne uyandırana lanet etmiştir. Hadisi şerifte, fitne çıkarmaya çalışmak değil; fitneyi uyandırmaktan bahsedilmesi de dikkate şayandır.

Yüce Rabbimiz (c.c), Bakara suresinin 208.ayeti kerime’sinde şöyle buyuruyor:

 “Ey iman edenler! Hep birden barışa, selamete dahil olun. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.”

Rasülullah (s.a.v) Efendimizde hadisi şeriflerinde müslümanı tarif ederken; “Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir” [Tirmizî, Îmân] ifadelerini kullanmış,  insanlara zarar vermeyi ve zulmetmeyi yasaklayıp, merhametli olmayı emretmiş; “İnsanlara merhamet etmeyene Allah’ta merhamet etmezbuyurmuşlardır. (Riyazüssalihin,1/27.H.No.225)

 İslam tarihi, din kardeşliğinin imrendiren örnekleriyle doludur.

Ashabı kiramın, muhacir ve ensarın kardeşliği hepimizin gözlerini yaşartır. Tarih boyunca Müslümanlar, hususi ile ecdadımız;

Ashab-ı kiramın gösterdiği bu güzel kardeşliği kendilerine numune alarak onların yolunda ilerlemişler, geçici dünya hevesleri yerine ahiret sermeyesi olacak güzellikler peşinde koşmuşlar, birbirlerine yardımı, dayanışmayı, vakıflar kurarak müesseseleştirmişler.

O güzellik ruhlarına öylesine sinmiş ki; karıncayı bile  incitmekten sakınan, asırlarca dağılmadan sapasağlam ayakta kalacak bir kardeşlik örgüsü ile bezenen muhteşem bir medeniyet kurmuşlardır.

Onlardaki iman ve İslam ahlakına sahip olan kimseler; kul hakkından, hayvan hakkından; hatta yaptığı her şeyden Allaha hesap vereceğinin bilinci ile hareket eder. Kul hakkının telafisinin ne kadar zorlu olduğunu bilen bir Müslüman, meşru olmayan kazanç ve makamlar elde etmek, haksız yere cana kıymak, ortalığı talan etmek, fitne çıkarmak, sorumsuzca huzuru bozmak şöyle dursun; hiç kimseye, hiç bir şeye zarar vermeye kalkamaz.(Bunları yapanların veya yaptıranların İslam davası ile alakası olamaz.)

Âlemlerin efendisi Peygamberimiz (s.a.v)  mühim bir ikaz olarak buyuruyorlar ki: “Birbirinize buğz etmeyiniz, birbirinize haset etmeyiniz, birbirinize sırtınızı dönmeyiniz, birbirinizle alakayı kesmeyiniz. Bazınız bazınızın gıybetini yapmasın.  Ey Allah’ın kulları, kardeşler olunuz!..” (Buhârî, Edeb, 57, 58)  

MÜSLÜMAN KARDEŞİMİZİ DÜŞÜNMEK

İslamda Kardeşlik ve Muhabbet