Etiket arşivi: Şefaat

ÂHİRET GÜNÜNE İMAN

İmanın şartlarından birisi de âhiret gününe inanmaktır.

Dünya, sonradan yaratılmış ve sonu olan bir hayattır. Kıyametin kopması haktır. Bu sebeple elbet bir gün, kıyamet kopacaktır. Lâkin zamanını Allâhü Teâlâ’dan başka kimse bilemez. Kıyamet koptuğunda gerek ruhlar âleminde, gerek dünya âleminde hiçbir hayat sahibi kalmayacaktır.

Kıyametin kopmasından sonra âhiret hayatı başlar; yani haşr, amel defterlerinin verilmesi, mîzân, sırattan geçilip cennete girilmesi veya geçilemeyip cehenneme düşülmesi ile artık cennet ve cehennem hayatı başlar.

Haşr; kıyametin kopmasından bir müddet sonra bütün canlıların ruhlarının dünyada bulundukları şekil ve hâl üzere, yeniden diriltilecek olan cesetlerine tekrar iade olunmasından ve bu şekilde ‘Arasat’ denilen çok geniş, düz, boş bir mahalde toplanmalarından ibarettir. Bu hâdiseye “ba‘s” da denir.

Amel defteri; dünyada iken herkesin yaptığı iyi ve kötü amellere dair ‘Hafaza’ denilen meleklerin tuttukları defterlerdir. Bu defter kıyamet günü, sahibine verilecektir. Amel defterleri; müminlere sağ taraflarından, kâfirlere de sol veya arka taraflarından verilecek ve her birine, ‘Kitabını oku!’ denilecektir.

Mîzân; mahşer gününde herkesin amellerinin miktarını bildiren bir tartıdır. Bu vasıta ile her şahıs, kendi sevap ve günahının miktarını bilecektir. Akıl, bunun nasıl olacağını anlamaktan âcizdir, bunu ancak Hazret-i Allah bilir.

Suâl; kıyamet gününde mekândan münezzeh olan Allâhü Teâlâ Hazretlerinin dilediği husûsları bizzât kendisinin, kullarından sorması demektir. Bu mahkemede bütün varlıklar amellerinden dolayı hesaba tâbi tutulur ve Cenâb-ı Hakk’ın adaleti, kemâliyle tecelli eder. Diğer bütün hayvanlar da haşrolunarak biri, diğerindeki haklarını alacaktır. Mesela boynuzlu bir koç, boynuzsuz bir koça, dünyada boynuzuyla vurmuş ise boynuzsuz koçun hakkı alındıktan ve insanlara verdikleri veya insanların onlara verdikleri zararların karşılığı verildikten sonra hayvanlar, yine toprak olacaktır.

Şefaat; Peygamberlerin, seçilmiş muhterem zâtların (Allah dostlarının, âlimlerin ve şehitlerin) kıyamet gününde müminlerden günah sahiplerinin af ve mağfireti, ibadet ve tâat ehli kulların da daha yüksek mertebelere ulaşmaları için, Hazret-i Allah’tan rahmet ve mağfiret talebinde bulunmalarıdır.

Sırat; cehennem üzerine kurulmuş, son derece ince ve keskin bir köprüdür. Cennete gidebilmek için ondan başka yol yoktur. Bu köprünün üzerinden müminler, sâlih amellerine münasip bir sûrette, bazıları şimşek gibi, bazıları rüzgâr gibi geçerler. Kâfirler ve bazı âsî müminler ise bu köprüden geçemeyip cehenneme düşerler.

Kevser Havzı; mahşer gününde Allâhü Teâlâ tarafından Peygamber Efendimize (s.a.v.) ihsan buyurulacak olan gayet geniş bir havuzdur. Müminlerden Hazret-i Allâh’ın diledikleri bu havuzdan içecek ve susuzlukları gidecektir.

Cennet; akla ve hayale gelmeyen ve dünya nimetleriyle aslâ kıyas edilemeyen cismânî ve ruhânî nice nimetleri ve lezzetleri içerisinde bulunduran, sekiz tabakadan oluşan bir mükâfat yurdudur.

Cehennem; bütün kâfirlerin ve bazı âsî müminlerin azâp edilerek cezalandırılmaları için yedi dereke olarak yaratılmış bir azâp yurdudur.

Cennet ve cehennem yaratılmış olup şu an mevcuttur. Her ikisi de yok olmayacaklardır. Cennet ve cehennem ehli olan kimseler de bulundukları yerlerde dâimîdirler. Lâkin cehenneme giren âsî müminler, cezalarını çektikten sonra cennete intikal edeceklerdir. Zira zerre miktarı imanı olan kimse, ebedî olarak cehennemde kalmayacaktır.

Kaynak:14-15 Haziran 2022-Fazilet Takvimi

ŞEFAAT HAKTIR

Şefaat, suçlu veya yardıma muhtaç olanlar hakkında meydana gelen af veya lütuf ricası demektir.

Dinimizde şefaat; Âhiret gününde yalnız.  bir kısım günahkâr müminlerin affedilmeleri, itaatkâr müminlerin de daha yüksek makamlara ermeleri için Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in ve Allâhü Teâlâ tarafından izin verilen diğer kulların Allâhü Teâlâ’dan niyaz ve istirhamda bulunmalarıdır.

Ehl-i Sünnet’in bütün âlimlerine göre; peygamberlerin, şehitlerin, sâlih kimselerin ve Kur’ân-ı Kerîm, oruç, Kâbe-i Muazzama gibi Şeâir-i İslâm’ın şefaatleri haktır. Şefaatin hak olması Kitap, Sünnet ve İcmâ-ı Ümmet ile sabit olan bir husûstur. Şefaati inkâr eden, ehl-i bidatten olur.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

Ümmetimden büyük günah sahipleri için şefaatim haktır.”

Her peygamberin ümmetine yapacağı bir duası vardır, onunla dua ettiler ve kabul olundu. Ben de duamı, ümmetime şefaat etmek için âhirete bıraktım.”

“Kıyamet günü üç kısım insan şefaat eder: Peygamberler, sonra âlimler ve sonra da şehitler.”

Yûnus Sûresi’nin 3. âyet-i kerîmesinde (meâlen): “…onun izni olmadan hiçbir şefaatçi şefaat edemez.” buyurulmuştur. Yani Allâhü Teâlâ dilerse, şefaat kapısı açılır ve şefaate izinli olanlar, kendi dilediklerine değil, yine Allâh’ın dilediklerine şefaat ederler. Müddessir Sûresi’nin 48. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurulmuştur: “Fakat onlara (kâfirlere) şefaat edecek olanların şefaati bir fayda verecek değildir.” Yani imansız gittikleri için kâfirlere, şefaatçilerin şefaati fayda vermez. Bu âyet-i kerîmeden, o gün müminlere şefaat edileceği anlaşılıyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), en büyük şefaatin sahibidir. İrşâd ve tasarruf sahibi olan vârisleri de, bu şefaate verâseten sahip olup, ümmet-i Muhammed’den milyarlarcasına şefaat edeceklerdir. Âyet-i kerîme, hadîs-i şerîf ve icmâ ile sabit olan şefaati inkâr edenler, dünya ve âhiret hüsranına uğrarlar.

Cehennem’e götüren meleklerin elinden nasıl kurtulunur?

Kaynak : 06 Şubat 2022 Fazilet Takvimi