Etiket arşivi: Şirkten Sakınmak

Şirkten Sakınmak

Her mümin için en büyük tehlike, küfür ve ona eşdeğer sayılan şirktir.

Kur’an-ı Kerimde şirk; büyük bir zulüm olarak bahsedilmiş, pek çok ayeti kerimede onun fenalığı ifade edilmiştir.

Hadis-i şerifte Resulullah efendimiz (sas) ashabına hitaben:

 “Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?” buyurmuş ve bunu üç kere tekrar etmişlerdi. Ashab “Evet!” deyince şöyle buyurmuşlardı:

 “(En büyük günah) Allah’a şirk koşmaktır.” (Kütüb-ü sitte terc.15/36)

İş bu kadar vahim olunca; hepimiz şirkin ne olduğunu, hangi hallerin şirk sayıldığını çok iyi bilmeli, öğrenmeli, ondan şiddetle korunmaya çalışmalıyız.

Bunlar ebedi hayatımız için elzem olan bilgilerdir, bilmemek mazeret değildir.

İslami bir terim olarak şirk; Hz. Allah’ın ilahlığında, sıfat ve fiillerinde ve Rabb oluşunda ortağının, benzeri ve eşinin olduğunu kabul etmek demektir.

Ayrıca; yapılan ibadetlerde Allahtan başkasını gözetme, riya (gösteriş) gibi kötü hasletler için de şirk kelimesi kullanılır.Riya da küçük(veya gizli) şirktir.

 Allahü Teâlâ; noksan sıfatlardan münezzeh, kemal sıfatlarla muttasıftır.

Şeriki (yani ortağı) ve benzeri yoktur. Şirkten, ortaklıktan en uzak ve en beri olan Zatı Ecell-i A’la dır. Cenab-ı Hakka bu şekilde zati ve sübuti sıfatlarıyla inanıp tasdik etmek tevhit, bunun aksi ise küfür ve şirktir.

Şirk, Hz. Allaha hiç inanmamak değildir. Ona inanmakla beraber, layık olduğu şekliyle inanmayıp ona başkalarını da ortak koşmaktır.

Nitekim asrı sadette Sevgili peygamberimiz (sav)in en azılı düşmanları olan Ebu Cehil ve avenesi de Hz. Allah’ın varlığını inkâr etmiyorlardı. Ancak onun yanında kendi putlarını da sözüm ona ufak tefek ilahlar olarak görüyor, onlara da paye veriyorlardı. Bu sebeple onlara Allah’a şirk koşan manasına müşrik diyoruz. Yine Kur’an-ı kerimde ifade buyrulduğu üzere; Yahudiler, Üzeyr (as)’a, Hıristiyanlar da İsa (as)’a Allah’ın oğlu diyerek şirke düştüler.

Ateşe, güneşe, putlara tapanlar vb.de müşriktirler.

Müslüman uyanık olmalı, diğer batıl inançların kendi kutlama ve merasimlerini benimsemenin insanı şirke götüreceğini bilmelidir.

(Bir hıristiyan sevinince kendi inancına göre teslis işareti ile dua yapabilir. Ama bir Müslümanın onu tasvip etmesi caiz değildir.)

Bunların yanında değişik şekilde dilimize ve kültürümüze sokulmaya çalışılan eski Yunan, eski Hind vb. eski sapık inançların, mitolojilerin sözüm ona; şu tanrısı, bu tanrıçası gibi saçmalıklar da tamamen şirktir.

Bunları belli markalarımıza, ticarethanelerimize isim olarak vermemeliyiz.

Yine konuşmalarımızda haşa; ”Tanrılar şöyle yaptı, böyle istedi” vb. ifadeler de aynı derecede sakıncalıdır. Şaka ile de olsa bu tabirler caiz değildir.

 Cenab-ı Hakkın gazabına sebeptir. En değerli varlığımızı, imanımızı zayi eder.

Geçtiğimiz yıllarda bizlere dayatılmaya çalışılan dinler arası diyalog vb. şeyler de şirktir. İslamiyet ortaklık kabul etmez. İmamı Rabbani hz. şöyle buyurur:

 ”İki dini tasdik eden kişi şirk ehlinden sayılır… Hâlbuki küfürden uzaklaşmak İslam’ın şartıdır, gereğidir. Şirk şaibesinden (şüphesinden dahi) sakınmak tevhittir.” (Mektubat c.3 m.41))

Ayeti kerimede yüce Mevla’mız şöyle buyuruyor:

“Doğrusu Hz. Allah, kendisine şirk (yani ortak) koşulmasını asla affetmez. Ondan başkasını (yani diğer günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret buyurur. Her kim Allah’a şirk koşarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.” (Nisa suresi 48)

Bu ayeti kerimeden anlıyoruz ki:

Küfür ve şirkin cezası Cehennemdir. Öyle ki iman sahibi bir kişi bile küfür ve şirk sıfatları olduğu halde bu dünyadan göçerse onun da cezası cehennemdir. Ancak; küfür ve şirk bulaşığı ile ölen müminler bu sıfatlardan temizleninceye kadar cehennemde yanıp, orada temizlendikten sonra cennete gireceklerdir. Tamamen küfür ve şirk içerisinde ölen ise ebedi azap içerisindedir.

İmamı Rabbani hz. nin buyurduğuna göre; ”Cehennem azabı küfür ve küfür sıfatlarına mahsustur.

Geçici cehennem azabı küfür sıfatının cezasıdır, ebedi cehennem azabı ise bizatihi küfrün cezasıdır.”(Mektubat-ı İmam-ı Rabbani, c.1.M.266)

Tam bu noktada Süleyman Hilmi Tunahan efendi hz. bizlere büyük bir müjde vererek  buyuruyorlar ki:

 “(Cehennem küfür ve şirkin cezası olduğuna göre) küfür ve şirk bulaşığı olmadan, sadece diğer günahlarla ölen müminlerin; ölüm anında çektiği zorluklar, kabir azabı, mahşer sıkıntısı gibi hallerle günahlarından temizlenip; hiç cehennem azabı tatmadan Cennete girmeleri Yüce Allah’ın sonsuz fazlından ve kereminden ümit olunur.”(Mektuplar ris.  s.74)

Hal böyle olunca, hepimiz şu kısacık dünya hayatımızda dikkat ve sabırla bu tehlikelerden sakınmalı, iman ve salih amellerle dopdolu bir şekilde ömrümüzü tamamlayıp Cennet ve Cemali ilahi ile şereflenmenin gayreti ve heyecanı içerisinde olmalıyız.